Keloğlanın Masalları, Umut

Keloğlanın Masalları, Umut

Şimdi çocuklarımıza sesleniyoruz bu Masalı dikkatlice okuyun veya dinleyin, görün bakalım büyüklerimizin sözlerini dinlemediğimizde nelerle karşılaşacağız.

Keloğlanın Masalları, Umut: Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içerisinde dünya o güzelliği ve ihtişamı ile kendi etrafında dönerken, güneş ise o parıltısıyla adeta güzelliğini yeryüzüne yansıtırken,  o güzelim diyarların birinde aklı sivri, huyu iyi, kurnaz mı kurnaz olan Keloğlan isminde bir çocuk yaşarmış.

Keloğlan ve annesinin geçim kaynağı olarak tek sahip oldukları bir tane inekleri varmış,  annesi ineğin sütünü sağar, pişirir ve ondan yoğurt veya peynir yapar, bunlardan kendi ihtiyacı olandan fazlasını ise  pazarda satarak kazandıkları parayla ihtiyaçlarını giderirlermiş.

Günün birinde Keloğlan, ineğini çayırda otlatırken güneşin altında sıcaktan  o kadar çok bunalmıştı ki yüzünü yıkamak için derenin yanına giderek dereden bir avuç su içmiş, sonra da gökyüzüne başını kaldırarak “Ooh! Ne güzel Allah’ım sana şükürler olsun” demiş

Bu sözleri söyledikten sonra arkasına dönünce arkasında ak sakalı, nurlu yüzlü bir epey yaşlı dede olduğunu görmüş.

Yaşlı Dede:

– Keloğlan keleş oğlan, seni gidi koca yüreği iyilik dolu oğlan! Sen  hele dile benden ne dilersen demiş,

Keloğlan yaşlı dedenin sözleri karşısında o kadar çok  şaşırmış ki bir şey diyememiş, dedenin gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu anlamak için parmaklarıyla önce ona dokunarak bir yoklamış, dedenin gerçek olduğunu anlayınca da.

– Nur yüzlü  ak sakallı dede  tek muradım yoksulluktan kurtulmak ve annemi güzel  bir şekilde yaşam süremsini sağlamaktır.

Keloğlan’a bir tavuk uzatana  ak sakallı dede  ona:

–  Bak oğul, zor duruma düştüğün vakit bu Tavuğa “Yumurtla tavuğum yumurtla.” Diye seslen ve o tavuk sana yardım edecek ama hiçbir zaman ahalinin yanında veya yanında biri varken bunu yapma, demiş

Ak sakallı dede ortadan kaybolmuş, Keloğlan bu dede nasıl ortadan kayboldu diye düşünceye dalmış etrafına bakınmış; ama nafile dede ortada yoktu, tavuğa bakmış. “Bu tavuk bana nasıl çare olur ki?” Diye düşünmüş.

Keloğlan dayanamamış ve ak sakallı dedenin söylediklerini hiç umursamamış bile hemen bir ağacın altına giderek tavuğa, yumurtla tavuğum yumurtla demiş. Bir de ne görsün! Tavuk çil çil altın yumurtluyordu, tavuk ve altınları alarak evine doğru koşmuş Annesine.

– Güzel anam! Baksana, ak sakallı bir dede bana neler verdi? Bu tavuk varya bizi bolluk içinde yaşatacak, demiş

Gariban anne şaşkınlık içerisinde bir Keloğlan’a birde tavuğa bakmış, sonra da,

–  Ah benim keloğlum, sen niye bu kadar safsın anlamadım ki! Bildiğimiz bir tavuk  bu nasıl bizi bolluk içerisinde yaşatacak evladım,  gelin getirmiş olsaydın derdim ki bize  hizmet eder.

Anası odasına gitmek üzereyken keloğlan tekrar seslenmiş.

– Anam benim güzel anam neler başıma geldi hele bir dinle de anlatayım, 

Keloğlan olup biteni bir bir annesine anlatmış ve sonrada tavuğa dönerek “yumurtla tavuğum yumurtla” demiş.

Annesi tavuğun çil çil altın yumurtladığını görünce ilk önce gözlerine inanamamış “nasıl olur bu evladım” demiş, ikiside sevinçle birbirlerine sarılarak altınları alıp pazarın yolunu tutmuşlar. Bütün ihtiyaçlarını karşılamışlar eve döndüklerinde Annesi Keloğlan’a,

– Aman oğlum sakın bu olanları kimseye anlatma tavuğu da kimseye gösterme! Başımıza iş açmayalım eğer ağzını tutamazsan tüm sahip olduklarımızı kaybedebiliriz, demiş.

Keloğlan annesini de dinlememişti komşularına evinde ziyafet verdikleri esnada keloğlan tavuğu kucağına alarak her kesin karşısına geçmiş,

– Komşular, komşular, bakın ve seyredin, yumurtla tavuğum yumurtla, demiş.

Tavuğun altın yumurtladığını gören komşuları altınları kapışmaya başlamışlardı, o gece o komşular gece boyunca düşünmeye başlamıştı, ne yapıp edip o tavuğu elde etmenin yollarını aramaya başlamışlardı.

Komşulardan biri Keloğlan’ın tavuğunun benzerini bulup gizliden girdiği evde tavukları değiştirmiş!

Günler sonra altınları biten Keloğlan tavuğu karşısına alarak ona “Yumurtla  tavuğum yumurtla” dese de  tavuktan hiç bir şey çıkmamış, gıdaklamaktan başka bir şey yapmıyormuş, o tavuğu alarak iyice bakınca  başına gelenlerin farkına varmıştı ancak  iş işten geçmişti.

Bu duruma çok üzülen ve ağlayan keloğlan ne kadar da pişman olmuş olsada sözleri dinlemediği için artık yapacak hiçbir şey yokmuş anasıyla konuşmuş ve durumu ona anlatmış.

Ertesi gün tekrar derenin kenarına giderek diğer seferki gibi yüzünü yıkamış ve ardından suyunu içerek başını gökyüzüne kaldırmış,

– Allah’ım sana şükürler olsun demiş,

Arkasına döndüğünde ak sakallı nurlu yüzlü o dedenin orda olduğunu görmüş, keloğlan derdini anlatıp özür diledikten sonra ona:

-Ne olur bana yardım edin bu sefer verdiğim sözde duracağım, demiş.

Ak sakallı Dede bu sefer Keloğlan bir mendil uzatarak:

– Keloğlan laf dinlemez oğlan! Eğer olurda dara düşersen “Açıl mendil açıl.” dersen bu mendilinde sana yararı çok olacak sen ve annen dışında kimse bunu bilmeyecek demiş.

Bu duruma çok sevinen keloğlan sevinçle koşa koşa evin yolunu tutmuş, aklı fikri mendilde olduğundan en sonunda dayanamayarak bir ağacın altında oturmuş ve mendile:

– Açıl mendil açıl, demiş,

Hemen önünde güzel bir sofra kurulmuş ve etrafında hizmetçiler ona hizmet etmeye başlamıştı, epey acıkmıştı o yedikçe hizmetçiler sofrayı donatmışlar,  iyice karnını doyurduktan sonra annesinin yanına giderek olup bitenleri ona anlatmış.

Annesi:

– Benim keleş oğlum, laf dinlemez olan saf oğlum bu sefer o mendili hiç kimseye gösterme, unutma tavuğunun başına gelenleri, demiş.

Bir süre Keloğlan annesine ve ak sakallı dedeye vermiş olduğu sözü tutmuş, tutmasına ama yine dayanamamış, çevresindekilere anlatmış olanları, kısa bir sürede herkes tarafından o mendil duyulmuş.

Mal ve zenginlik hırsı olan komşular hemen planlar yapmaya başlamışlar,  o mendilin aynısını bularak, bir gün ziyafet sofrasındayken  komşulardan biri Keloğlan’ın mendilini gizli bir şekilde alarak o diğer mendili yerine bırakmış, sabah olunca acıkan Keloğlan sabah kahvaltı yapmak için mendili  eline alarak:,

–  Açıl mendil açıl, demiş.

Mendilden çıkan hizmetçi kızlar,  artık çıkmaz olmuş, annesinin yanına koşan Keloğlan durumu ona anlatmış ve çok pişman olduğunu söylemişse de artık olan olmuş.

Hiç zaman kaybetmeden tekrar dere kenarına giderek yüzünü yıkamış ve suyunu içmiş  ardından başını gökyüzüne kaldırarak,

– Ooo! Allah’ım sana şükürler olsun, demiş

Arkasına dönmüş ortada ak sakallı dede yokmuş,  görünmemiş bu sefer, sadece sesini işitmiş.

– Ah Keloğlan, söz dinlemez olan oğlan! Sen ne ettin yine sana verdiğim mendili,

– Pişmanım nur yüzlü dede yine şu dilime hakim olamadım ne olur bana yardım et biliyorum seni ve annemi dinlemedim, bu seferde bana yardım edin, demiş.

Ak sakallı dede aniden belirerek

– Bak Keloğlan! Sen, elinde olan her şeyi söz dinlemediğin için kaybettin bu sefer  de beni iyi dinle demiş ve Keloğlan’a üç nasihatte bulunmuş.

– Yoksul olduğuna hiç üzülme, Allah çalışkan ve dürüst insanları mutlaka ödüllendirir onu bilerek çalış ve yalnızca Allahtan iste.

– Büyüklerinin sözünü mutlaka dinle ve onların sözünden çıkma,

– Verdiğin sözlerden hiçbir zaman dönme, demiş.

Keloğlan’ın elinde artık ne tavuk nede mendil vardı ama bu sefer dedenin vermiş olduğu öğütlere uymuş ve çok faydasını görmüş ve daha iyi seviyelere gelmiş.

Keloğlanın Masalları, Umut Masalını okurken eğlendiğinizi umarrız dilerseniz diğer masallar için Keloğlan Masalları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan İle Padişah

Keloğlan ile Padişah Masalı

En güzel Keloğlan hikayelerinden biri olan Keloğlan ile Padişah Masalı ‘nı beğeneceğinizi umarız. Bir varmış …

Papağan İle Çakal

Papağan İle Çakal

Çok güzel iyi uykular Masalları arasında bulunan Papağan İle Çakal Masalını beğeneceğinizi umarız. Evvel zaman …

Karganın Oyunu

Karganın Oyunu

Eğitici çocuk masalları arasında bulunan karganın oyunu masalını beğeneceğinizi umarız. Bir varmış bir yokmuş evvel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir