Keloğlan’ın Ali Cengiz Oyunları Masalı

Keloğlan’ın Ali Cengiz Oyunları Masalı

Abone Ol google news

Keloğlan’ın Ali Cengiz Oyunları, Bir varmış, bir yokmuş Allah’ın kulu çokmuş. Çok uzaklarda bir diyarda yeşillikler içerisinde bulunan çok güzel  bir ülke varmış, bu ülkede, saçları olmadığı için herkesin kendisine Keloğlan diye hitap ettiği bir genç ile onun yaşlı bir anası yaşarmış.

Keloğlan ve anası, yoksulluklarına rağmen hayatlarından gayet memnun, elindekileriyle  yetinerek mutlu bir hayat sürüyorlarmış. Keloğlan artık evlilik çağına gelmişti, köydeki yaşıtları  bir bir evleniyor mutlu birer yuva kuruyorlarken, Keloğlan da artık evlenmeyi ve anasını ev işlerinden kurtarmayı düşünüyormuş.

Bir gün Keloğlan anasının karşısına geçerek;

“Anam, garip anam! Artık benimde evlenme zamanım geldi,  Arkadaşlarımın hemen hemen hepsi ev bark sahibi oldular. Ben de artık evlenmek, hem de öyle birisiyle evlenmek istiyorum ki senin dillere destan bir gelinin olsun.

Hem çok güzel hem öyle zengin olsun, ben isterim ki bu kız padişahın kızı olsun, haydi padişah kızı olmadı en azından bir bey kızı olsun isterim.” demiş.

Anası keloğlana öylece bakmış, uzun bir süredir oğluna kimseyi layık görmezmiş ama diğer taraftan bu yoksul haliyle oğluna nasıl bir kız bulacağını düşünüp dururmuş.

Kel oğlum keleş oğlum, senin gibi düşünceli bir evlada daha kimseleri layık görmem ben oğlum. Amma; koskoca padişah bizim gibi bir fukaraya kızını verir mi hiç şaşkın yavrum?, demiş.

Keloğlan, hiç görmediği halde sevdasına tutulduğu prensesi düşünmekten günden güne erimeye başlamış.

Keloğlan onun aşkıyla eriyip giderken anası, sadece bekleyerek prensesi gelin alamayacağını biliyordu o yüzden ne yapıp ne edip şansını deneyerek, oğlunun isteğini ve sevdasını padişaha ve güzel prensese anlatmalı ve kabul ederse prensesi kendime gelin yapmalıyım diye düşünmüş.

Sabah erkenden kendisine yiyecek bir şeyler hazırlayarak Keloğlan’ı uyandırmadan sarayın yoluna koyulmuş.

Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş ve en sonunda saraya ulaşmış, kapıda bulunan nöbetçiler onu güler yüzle karşılamışlar, Keloğlan’ın anası onların bu iyi niyetinden cesaret alsa da padişahın karşısında epey utanmıştı ki başlangıçta konuşamamış, Padişah, karşısındakinin halinden anlayan, iyi kalpli biriymiş.

Keloğlanın annesine:

Haydi anlat kadın çekinme, eğer derdini bana söylemezsen sana hiçbir faydam dokunmaz, epey yorgun görünüyorsun, uzun bir yoldan geldin herhalde, derdini söyle de geldiğine değsin, demiş.

Keloğlan’ın annesi sıkıla sıkıla derdini anlatmış, Padişah Keloğlan’ın anasını hiç kızmadan, gülümseyerek onu dinlemiş, sonrada:

“Hey gidi kadın ömrün uzun olsun, bunları söylemekten mi korkarsın demiş. Hepimiz Allah’ın kulları değil miyiz? Doğduğumuz zaman çıplak değil miydik? Bir kıza binlerce kişi talip olur ama onu bir kişi alır.

Ben kızımı kim mesut edebilecekse kim olursa olsun ona vereceğim, ama damadım akıllı biri olsun isterim, var git oğluna söyle eğer  Ali Cengiz oyunlarını öğrenmeyi başarabilirse sarayıma damat olur, demiş.

Ali Cengiz, kendi oyunlarını hiç kimseye öğretmek istemiyormuş, hatta padişahın bilmesini hiç istemiyormuş.

Keloğlan’ın anası kendi kendine keloğlana öğretmesinin bir yolunu bulurum düşüncesiyle Ali Cengiz’in yanına gitmiş.

Ali Cengiz, oyunlarının yayılmaması konusunda tedbir almak için kime öğretmişse en sonunda onu öteki dünyaya gönderirmiş ama Keloğlan’ın anasına öyle acımıştı ki ona yardım etmek için oğlunu göndermesini söylemiş.

Annesi sevinçle köye dönerek olup biteni Keloğlan  anlatmış, ertesi günün sabahı hazırlanan Keloğlan konağa giderek canla başla derslerine başlamış.

Ali Cengiz’in karısı ve kızı da Keloğlan’ı çok sevmişlerdi, bir gün Keloğlan’ı yalnız başına çalışırken bulmuşlar.

Ali Cengiz’in kızı Keloğlan’a;

Aman Keloğlan, biz seni çok sevdik, hem çok dürüstsün hemde çalışkansın, babamdan oyunları öğreniyorsun ama o bu oyunları öğrenenlerin yaşamasına izin vermez. Sakın ola öğrendiğini belli etme, padişaha da bu oyunlar hakkında bilgi verme! demişler.

Keloğlan cankızın  tavsiyesine uymuş, Ali Cengiz’in yanında öğrenememiş gibi davranıyormuş.

Ali Cengiz’e de :

Usta sen çok güzel anlatıyorsun ama aklım hep prenseste olduğundan başta anlattıklarını hep unutuyorum diyormuş.

Ali Cengiz‘de keloğlana inanıp tüm oyunlarını ona anlatıyordu nasıl olsa öğrenemiyor diye seviniyormuş, böylece kırk gün içerisinde tüm oyunları ona anlatmış.

Keloğlan, tüm oyunları öğrendiğine kanaat getirdikten sonra saraya doğru yola koyulmuş. Padişahın karşısına geçerek  tüm oyunları öğrendiğini söylemiş  ama o oyunları da kendisine anlatamayacağını da söylemeyi ihmal etmemiş.

Padişah da:

O halde ben şimdi Ali Cengiz’İ buraya çağırırım, onu, onun oyunlarıyla yenmeyi başarırsan kızım senin, demiş.

Keloğlan bu teklifi  kabul etmişti, Ali Cengiz saraya geldiği anda Keloğlan kuzu olmuş, Padişah Ali Cengiz’e o kuzuyu kesmesini emretmiş, eline bıçağı alır almaz o kuzu bu sefer bir kuşa dönüşmüş ve uçmaya başlamış.

Ali Cengiz durur mu? Hemen bir kartal’a dönüşmüş, öyle bir şekilde mücadele etmişlerdi ki bu mücadele saatlerce sürmüş ve en sonunda Keloğlan bu mücadeleyi kazanmış.

Padişah ise sözünü tutarak Keloğlan’a  kızını vereceğini söylemiş ama Keloğlan bu sefer onu istememiş  Ali Cengiz’in kızı Cankız’a aşık olduğunu anlamış

Hemen konağa giderek Cankız’a talip olmuş,  Ali Cengiz ise Kelolanı sevdiğinden  kızını memnuniyetle vermiş.

Kırk gün kırk gece süren bir düğün yaparak evlenmişler,  her masalda olduğu gibi onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Sihirli Asa Masalı
Sihirli Asa Masalı
Acı Biber Çat Çat Hikayesi
Acı Biber Çat Çat Hikayesi
Kanatlı Kediler Masalı
Kanatlı Kediler Masalı
Küçük Kara Balık Hikayesi
Küçük Kara Balık Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.