Küllü Fatma Masalı

Kullu-Fatma-Masali

Abone Ol google news

Küllü Fatma Masalı’nda çok güzel ve iyi niyetli bir kızın ablalarının yaptıkları sonucu başına gelenleri konu edinen bir Anadolu külkedisi masalı. İyi okumalar.

Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde Saraya yakın adı sanı unutulmuş bir köy varmış. Bu köyde bir anne üç kızıyla beraber etrafı kocaman ağaçlarla çevrili bir evde yaşarmış.

Kızlardan bir tanesi çoğu zaman ocaktan çıkmazmış. Bu yüzden onun adını küllü Fatma koymuşlar.  Öyleki küllü Fatma’ nın kömür gibi upuzun saçları, yeri gelir geceyi kıskandırır.  Bembeyaz teni ise yeri gelir yıldızları çatlatırmış. 

Hatta kimilerinin söylediğine göre de Küllü Fatma hangi aynaya bakarsa baksın güzelliği karşısında ayna çıt diye çatlayıverirmiş.

Hal böyle olunca gün geçtikçe dahada güzelleşen Fatma’yı kıskanan ablaları onu hep evden uzaklaştırarak ondan kurtulmak istiyorlarmış.

Bir gün iki büyük abla Fatma’dan kurtulmak için bir plan yaptıktan sonra planlarını uygulamaya başlamışlar.

Büyük kız “Anne aklıma bir oyun geldi.”

Anne” Neymiş kızım.”

Büyük kız  “Şimdi bizler birbirimiz için kazak, çorap veya yelek örelim, onları örerken kimin ipi önce koparsa Güneyde bulunan büyük dağın arkasına gönderelim bize oradan hayat suyunu alıp getirsin .” Demiş 

Diğer abla “Hiç olacak şey mi? Olacak şey var olmayacak şey var. Doğrusu çoğu kişi o dağdan bahseder ama o dağı aşmak çok zor, artı tehlikelerle dolu bir yer, şuana kadar kimse gidip o hayat suyunu getirememiş. Ama her neyse de bu oyunu oynamak istiyorum.” Demiş.

Anneleri ne kadar olmaz derse de, kızlar annelerini ikna etmişler. Hepsi birbirine bir şeyler dikmek için işe koyulmuşlar.

Kızlar Küllü Fatma’nın beceriksiz olduğunu düşündüklerinden ilk olarak onun ipinin kopacağını düşünürlerken nasıl olduysa annelerinin ipi kopmuş.

İki büyük ablada “Ama biz Küllü Fatma’ya çürük ipi verdik, nasıl oldu da annemizin ipi kopuverdi.” diye düşünmeye başlamışlardı.

Kısa bir süre sonra üzüntüyle “Off! “ demiş ortanca kız,  annesi ise “Niye üzülüyorsun ki güzel kızım oyunu ben kaybettim o yüzden sabah erkenden yola çıkar o dağın arkasındaki hayat suyundan biraz alıp size getiririm.” Demiş.

Küllü Fatma ağlamaklı bir sesle “Anneciğim, anneciğim gitmezsen olmaz mı?” diyerek başlamış annesini ikna etmeye ama ne yapsa ne etse nafile, anne bir türlü ikna olmamış.

Sabah erkenden uyanan annesi yol hazırlığını yaptıktan sonra Fatma’yı yanına çağırarak ona“ Benim güzel kızım, eğer olurda geri dönemezsem, sende bir gün çok bunalır ve üzülürsen, kimse görmeden yavaşça bizim tarlanın içerisinde bulunan kuyunun içine gir olur mu?” demiş.

Annesi diğer kızlarıyla da vedalaştıktan sonra çıkmış yola, gel zaman git zaman, masallarda zaman öyle çabuk geçermiş, öyle çabuk geçermiş ki, bu masalda olduğu gibi aradan aylar hatta yıllar geçmiş ama anneleri bir türlü eve geri gelmemiş.

Annelerinin yokluğuna ablaları çabuk alışsa da Küllü Fatma onu hiç unutmamış ve her gün geri dönmesini bekliyormuş.

Günler bu şekilde geçip giderken bir gün sarayda bir kutlama yapılacağı ve tüm genç kızların bu kutlamaya davetli olduğu haberi tellal aracılığıyla her yerde duyurulmaya başlanmış.

Kutlama günü gelip çatmıştı herkes gibi fatmanın da, ablaları süslenmiş, püslenmiş ama ona ne bir kıyafet ne bir ayakkabı vermiş, nede onu süslemişler.

Küllü fatma’nın elbiseleri eski ve toz içinde olduğu halde kendi kendine “keşke o saraydaki kutlamaya bende gidebilseydim. Ablalarım şimdiden oraya varmışlardır bile..” diye söylenirken birden annesinin kendisine bahsettiği kuyu aklına gelmiş.

Hiç zaman kaybetmeden, az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş ve hemen o kuyunun içine girmiş. Birde ne görsün kuyunun içinde altınlar, mücevherler,  yeni yeni elbiseler, pırıl pırıl akan sular….  En güzeli de neymiş biliyor musunuz? Annesinin kendisine bıraktığı ayakkabılarmış.

Küllü Fatma o suyla güzelce yıkandıktan sonra, elbisesini giyinip mücevherleri taktıktan sonra ayakkabıları da giyinerek saraya doğru yola koyulmuş.

Kısa bir süre sonra nihayet saraya ulaşmış.  Çok güzel olan Küllü Fatma saraya girer girmez orada bulunanların ve şehzadenin dikkatini çekmiş.

Şehzade onu görür görmez “Ne kadarda güzel” Diye söylenmiş kendi kendine. Bizim Küllü Fatma da şehzadeyi görür görmez ona aşık olmuş.

Hal böyle olunca Fatma heyecanlanmış, ayrıca ablalarının dikkatini de çekmek istemediğinden hemen saraydan uzaklaşmaya karar vermiş.

Geldiği yoldan koşar adımlarla giderken ayakkabılardan biri ayağından çıkıvermiş.

Onun arkasından koşan ama yetişemeyen şehzade, küllü fatma’nın bahçede düşen ayakkabısını eline alarak,  öylece onu görme umuduyla etrafa bakınıvermiş.

Aradan günler geçmiş ama şehzade küllü Fatma’yı düşünmekten kendini alamamış. En sonunda o ayakkabıyı alarak ev ev dolaşıp, o ayakkabıyı tüm genç kızlara denetmiş.

En sonunda küllü Fatma ve ablalarının kaldığı eve giderek ayakkabıyı denemelerini istemiş. O anda şehzadenin eve geldiğini bilmeyen Fatma bahçeye çıkar çıkmaz şehzade ile karşılaşmışlar.

Şehzade hemen onu tanıyıvermiş, ayakkabıyı Fatma’ya uzatarak giymesini istemiş. Sonrada ona evlenme teklif etmiş.

Bu arada onları izleyen ablaları Fatma’yı dahada kıskanmaya başlamıştı.  Hemen Fatma’nın yanına giderek ona “Gel kardeşim seni düğünden önce bir hamama götürelim.” Demişler.

Küllü Fatma ablalarına kanarak onlarla hamama gitmiş. Hamama gidince ablaları bir cadıdan yardım alarak onu bir kuşa dönüştürmüşler.

Şehzade onu arar durur ama hiçbir yerde bulamaz. Kuşa dönüşen Fatma her yerde şarkı söylemeye başlar.

“Kötü kalpli ablalar, beni bir kuş yaptılar, cik cik, cik..”

Bir gün şehzadenin penceresine konan minik kuşu gören şehzade onu eline alarak okşamaya başlamış.

O anda minik kuş şarkı söylemeye başlar.

“Kötü kalpli ablalar, beni bir kuş yaptılar, cik cik, cik..”

Durumu anlayan şehzade ülkedeki tüm cadıları toplayarak Fatma’yı eski haline döndürmesini emreder.

Fatma eski haline dönünce şehzade ile dillere destan bir düğünle evlenirler.  Bir süre sonra fatma annesinin durumunu şehzadeye anlatınca; Şehzade ile birlikte Fatma’nın annesini aramak için o dağa giderek dağın arkasında kaybolan anneyi bularak eve geri getirmişler.

Peki ablalara ne olmuş, kötü kalpli ablalar, her masalda olduğu gibi cezalarını çekmişler.

Gökten üç elma düşmüş, biri Küllü fatma’nın kafasına, biri siz değerli masal severlerin kafasına, üçüncü elmada masalı anlatanın kafasına düşmüş.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Prens İle Dilenci Masalı
Prens İle Dilenci Masalı
Sincap Nazik Masalı
Sincap Nazik
Keloğlan İle Prenses Olan Sincap Masalı
Keloğlan İle Prenses Olan Sincap Masalı
Kuzu-Zumi-Masali
Kuzu Zumi Masalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.