Altın Heybe Masalı

Altın Heybe Masalı, Keloğlan Masalı

Abone Ol google news

Bir zamanlar Anadolu’nun şirin bir kasabasında annesiyle beraber yaşayan kel kafalı zeki bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlı zekiymiş ama zekasını hep hayaller peşinde koşarak kullanırmış.

Annesi “ A benim kel oğlum, keleş oğlum. Ben epey yaşlandım. Tarlada çalışacak takatim yok, sen artık hayal peşinde koşmayı bırakıp, bana yardım etmelisin.”

Keloğlan “ Merak etme benim güzel anam, yakında seni saraylarda yaşatacağım.” Diyerek ona sarılmış.

Annesi gülümseyerek “Benim deli oğlum, hayalle olmaz bu işler.” Demiş ama oğlunun değişeceğini zannetmiyormuş. O yüzden hazırlanarak tarlaya ekmeye gitmiş.

Keloğlan bir süre olduğu yerde uzandıktan sonra kalkarak, her zamanki gibi kırlarda çayırlarda dolaşmaya başlamış.

Öylece nereye gideceğini bilmeden dolaşırken, dağın yamacında küçük bir mağara olduğunu görmüş. Mağaraya giren Keloğlan mağaranın içinde tozlanmış halde altın bir heybe olduğunu görmüş.

Merakla o Altın heybeyi alıp, baktıktan sonra sahibinin olup, olmadığını öğrenmek için akşama kadar mağarada beklemiş, ne gelen varmış nede giden.

Altın heybenin sahibi olmadığını anlayınca heybeyi yanına alarak koşar adımlarla eve gitmiş. Eve vardığında annesinin hala evde olmadığını görünce eline bir bez alarak altın heybeyi temizlemeye başlamış.

Tamda o esnada ortaya çıkan bir peri “Merhaba Keloğlan, ben bu heybenin Perisiyim, dile benden ne dilersen.”  Demiş.

Şaşkınlığını üzerinden atan Keloğlan “Padişahlara layık bir sofra istiyorum.” Der demez, odada çeşit çeşit yemeklerin olduğu güzel bir sofra kurulmuş.

Sofraya oturup, bir güzel karnını doyuran Keloğlan annesinin gelmesini beklemiş. Bir süre sonra annesi tarladan yorgun argın eve dönmüştü.

Kapıyı açan annesi yerdeki çeşit çeşit yiyecekleri görünce şaşırmıştı. Oğluna bakan kadın  “Keloğlum, bunca yemeği nereden getirdin.” Diye sormuş.

Keloğlan “Anam, şimdi tarlada çalışırken çok yorulmuşsun. Hadi şimdi sofraya oturup, karnını doyur sonra konuşuruz.” Demiş.

Ellerini yıkadıktan sonra sofraya oturup, karnını doyuran anne yine sormaya başlamış. “Keloğlum  bunca yemeği nereden getirdin.” Demiş.

Keloğlan “Altın Heybedeki Peri sayesinde.” Diyerek başlamış anlatmaya, Anneside duydukları karşısında şaşkındı. O şaşkınlığı üzerinden atamadan Keloğlan  “Güzel anam. Yarın erkenden saraya gidip, Gülnaz Sultanı, bana ister misin?”

 Bir ah çeken kadın “ Keloğlum, padişah kızı Gülnaz sultanı hiç sana verir mi?”

Hemen annesinin elini tutup, öpen Keloğlan “Anam ne olur sen saraya varıp, Gülnazı bana iste gerisini merak etme.” Demiş.

Kadın oğlunu ikna edemeyeceğini anlayınca sabah erkenden kalkıp, saraya gitmiş. Padişahın huzuruna çıkınca durumu ona nasıl anlatacağını bilememiş. Padişahın huzurunda ezilip, büzülünce Padişah “Korkma kadın derdin neyse anlat.” Demiş.

Altın Heybe Hikayesi

Kadın “Efendim, benim kafası kel ama çok akıllı bir oğlum var. Sizin biricik kızınız Gülnaz Sultan ile evlenmek istiyor.”  Demiş.

Padişah kahkaha atmaya başlamış. Sonrada “Demek, senin kel olan oğluna kızımı vermemi istiyorsun.”

Kadın “Evet efendim.” Demiş.

Tekrarda gülen Padişah kadına “Peki kızımı veririm ama benimde bir şartım olacak.”

Kadın “Söyleyin Padişahım.” Demiş.

Padişah düşünmeye başlamış, öyle bir şart koşmalıymış ki, onu yerine getirmeleri imkansız olmalıymış.  Padişah şartını söylemeye başlamış. “Yarın akşama kadar kırk katır yükü kadar altınla saraya gelirse kızımı oğlunla evlendiririm.” Demiş.

Kadın Padişahın şartını duyunca çok şaşırmıştı çünkü istediği şey imkansızdı.  Başını önüne eğen kadın üzgün üzgün eve doğru yola koyulmuş. Eve vardığında Keloğlan’ın kendisini kapıda beklediğini görmüş.

Keloğlan annesinin üzgün olduğunu görünce “Anne padişahla görüştün mü?  Ne dedi sana” diye sormuş.

Annesi olup, biteni anlatınca gülümseyen Keloğlan “Sen merak etme benim güzel anam, “  diyerek ona sarılmış.

Ertesi günün sabahında uykudan uyanan Keloğlan Altın Heybeyi eliyle ovmaya başlayınca Peri ortaya çıkıp, “Dile benden ne dilersen Keloğlan”

Keloğlan kırk katır yüklü altın istemiş. İsteği hemen gerçekleşen Keloğlan, annesini de yanına alarak Kırk katır yüklü altın ile saraya gitmiş. Padişahın huzuruna çıkan Keloğlan ve annesi ona istediğinin yerine getirildiğini söyleyince Padişah şaşkınlıkla bahçeye çıkmış.

Kırk katırın altın yüklü olduğunu gören Padişah hayretler içerisindeydi. Bir Padişah olarak sözünü tutmak zorunda olduğundan,  Kızı Gülnaz Sultan’ın Keloğlan ile evlenmesine karar vermiş.

Kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenen Keloğlan, Gülnaz Sultana düğün hediyesi olarak Altın Heybeyi vermiş.

O günden sonra sarayda yaşamaya başlayan Keloğlan Annesini de yanına alarak bir ömür mutlu bir yaşam sürmüş.

 Altın Heybe Masalı da burada son buldu. Tekrardan buluşmak üzere hoşçakalın.

Bu masalın izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden yayınlanması, çoğaltılması ve kopyalanması yasaktır.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Cin Ali Hikayesi
Cin Ali Masalı
Begil Oğlu Emre'nin Mücadelesini Anlatan Dede Korkut Hikayesi
Begil Oğlu Emre Mücadelesi Dede Korkut Hikayesi
Karagöz ve Hacivat: Bayramlaşma Bayramı
Karagöz ve Hacivat Bayramlaşma Bayramı
Dogan-Kusu-ile-Veli-Cocuk-Hikayeleri
Doğan Kuşu ile Veli Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.