Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Keloğlan Açıl Sofram Açıl

Abone Ol google news

Keloğlan Açıl Sofram Açıl Masalı, Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde küçük ve şirin bir kasabada çok yoksul olan bir aile varmış. Bu ailenin kel olan ve inadına, hiçbir şeye aldırış etmeyen bir de çocukları varmış.

Günlerden bir gün annesi Keloğlan’a seslenmiş:

“Haydi, Keloğlan, kapının önündeki darıları değirmene götür de öğüt getir ki ekmek yapayım, akşama da sıcak ekmek yiyelim.” demiş

Keloğlan istemeye istemeye olsa da, darı çuvalını yükleyip değirmene doğru yol aldı, değirmene varmadan yolun kenarında kekliklerin yiyecek aradığını görmüş,

“Bunları yazık değil mi belki açlardır!” diyerek darıları kekliklerin önüne saçmış.

Akşam olunca eve dönen Keloğlan anasına ne demiş biliyor musunuz?

 “Ana değirmenci yoktu, bende darıları oraya bırakıp da geldim.” demiş.

Ertesi günün sabahında annesi yine değirmene yollanmış, Keloğlan darıları saçtığı yere varınca elindeki değneği hızlı bir şekilde yere vurmuştu, o anda bir mucize gerçekleşmiş aniden değneği vurduğu yerde karşısına bir dev dikilmiş.

Keloğlan, ondan hiç çekinmeden, deve bağırmış:

“Tez şu darılarımı ver! Onları kekliklere sen yedirdin, ben şimdi anama ne diyeceğim?”

Keloğlan’ın bu tavrı  devin pek hoşuna gitmişti o yüzden;

“Keloğlan şu sofrayı al, acıktığın vakit “Açıl, sofram, açıl!” diye seslen, o sana açılır” demiş,

Keloğlan Deve teşekkür ettikten sonra eve dönerken acıkmıştı hemen sofrayı yere indirerek “Açıl, sofram, açıl!” demiş

Önünde kurulan sofranın üzerinde birbirinden güzel yemekler belirmemiş mi?

Keloğlan sevinçle karnını bir güzel doyurmuş, eve dönerek annesine sofranın marifetini gösterdikten sonra annesi de bu duruma çok sevinmiş ve oğluna “sakın bundan kimsenin haberi olmasın” demiş.

Keloğlan dilini tutamayınca bir gün, nasıl olmuşsa hırsızlar Keloğlan’ın sihirli sofrasını çalmışlar. Çaresiz kalan Keloğlan yine değirmenin yoluna düşmüş.

Artık öğrenmiş  ya;  hemen o yere giderek değneğini yere vurmuş, bu seferde sofra değil, bir eşek hediye etmiş, Keloğlan o eşeğin başını tutup çevirdiği anda eşekten altınlar dökülmeye başladığını görünce çok sevinmişti.

Keloğlan hemen eşeğe binerek hamama doğru gitmiş, oraya vardığında eşeği kapıya bağlamış sonra da hamamcıya da: “Sakın ola benim eşeğin başını çevirme!” diyerek sıkıca tembih ettikten sonra içeri girmiş.

Hamamcı sırf merakından eşeğin yanına giderek onun eşeğin başını çevirmiş, eşekten dökülen çil çil altınları görünce hemen onun gibi bir eşek bularak eşekleri değiştirmiş.

Bir süre sonra Keloğlan eşeğin altın saçmadığını görünce yine doğruca değirmenin yolunu tutmuş, değneği yere vurarak Devi çağırmış, sonra da olanları anlatmış.

Bu kez dev ona bir topuz uzatarak “şimdi bir şölen düzenle ve hamamcı dahil tüm tanıdıklarını davet” demiş.

Şölen bittikten sonra, konuklar ayrılacakken, topuz içlerinden birini kıstırarak  “Çabuk, sofrayı geri getir!” diyerek vurmuş kafasına vurmaya.

Adam bakmış ki ondan kurtuluş yok, hemen sofrayı getirmeye gitmiş.

Topuz, bu sefer hamamcıyı kıstırmış.

“Hemen çaldığın o eşeği geri getir!” diyerekten başlamış hamamcının kafasına vurmaya hamamcı onu kabul etmedikçe onun yakasını bırakmamış.

Keloğlan o sofrayla eşek sayesinde padişahın kızıyla evlenmiş onlarla beraber mutlu ve mesut yaşamışlar.

Bu güzel masal da ilginizi çekebilir: Kırmızı Tavuk Masalı

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Üç Küçük Sincap Dünya Klasik Masalları
Üç Küçük Sincap Masalı
Kırmızı Kedi Hikayesi
Kırmızı Kedi Hikayesi
Fareli Köyün Kavalcısı
Fareli Köyün Kavalcısı
Okumayı Sevmeyen Çocuğun Hikayesi
Okumayı Sevmeyen Çocuğun Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.