Keloğlan ile Prenses Masalı

Keloğlan ile Prenses Masalı

Macera Dolu bir Masal olan Keloğlan İle Prenses Masalı’nı okurken eğleneceksiniz.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde anasıyla beraber yalnız yaşamakta olan keloğlan adında bir garip genç varmış.

Yaşlı olan annesi Keloğlana hangi işi verirse versin o işin sonunu getirmez başka işlerler uğraşırmış.

Günlerden bir gün, eşeği karakaçan ile birlikte köyün dışında dolaşırken askerlerle beraber gezen çok güzel bir kız görmüş.

Hemen onların kaldığı yöne giderek askerlerden birine:

-Selam aleyküm ağalar, hayrola buralarda ne işiniz var, o kadar askerle dolaşıldığına önemli birileri olmalı? Diye sorunca

Asker:

– Evet, o bir Prenses demiş.

Keloğlan prensesi görür görmez ona aşık olmuştu, uzaktan öylece onları izlemiş onlar gittikte sonrada hemen anasının yanına giderek ona,

-Benim iyi yürekli, çilekeş anam bugün köyün dışında gezerken padişahın kızını gördüm ve ona aşık oldum, artık onsuz bir hayat düşünemem ne olur bana gidip padişahın kızını iste… Demiş.

Anası da,

-Ah benim Kel oğlum keleş oğlum bizim beş paramız olmadığı gibi, senin işin de yok gücün yok, senin gibi birine padişah hiç kızını verir mi be oğlum? Demiş.

Keloğlan,

-Sen yeterki git iste anam o da benim senin gibi biri değil mi? Padişah kızını bana vermeyecekte kime verecek!

Yaşlı annesi, ne derse desin keloğlanla başa çıkamaz, ne yapsın kadıncağız en sonunda ısrarlara dayanamayıp, ertesi gün kalkar kalkmaz saraya giderek Padişahın huzuruna varır.

Yaşlı kadın padişah kendisine kızmasın diye durumu biraz farklı anlatmaya başlar…

-Padişahım, size durumu nasıl anlatsam bilmiyorum, benim bir keleş oğlum var, sabah akşam beni dövmeye başladı.

Padişah:

-Niye böyle bir şey yapıyor ki!

Yaşlı Kadın:

-Efendim geçen gün sizin kızınızı görüp aşık olmuş ne yap et,  git ve prensesi bana iste diyor, ben de artık dayak yemekten usandığımdan sizin huzurunuza geldim, der.

Padişah biraz düşündükten sonra,

-Kadın sen yarın oğlunu da alıp benim yanıma getir, demiş.

Yaşlı kadın müsaade isteyerek eve doğru yol alır, eve ulaştığında keloğlan hemen anasının yanına giderek:

-Benim güzel anam ne yaptın diye sorunca,

Yaşlı Kadın:

-Padişahla konuştum seni görmek istiyor, yarın beraber yanına gideceğiz der.

Ertesi gün erkenden hazırlanıp saraya doğru gitmişler, biraz bekledikten sonra padişahın huzuruna çıkmışlar.

Padişah önce sessiz bir şekilde Keloğlana bakar ve kendi kendine: “Ben şu Kel oğlana kızımı nasıl vereyim ben kabul etsem de, kızım kabul etmez ki?” Diye düşünür sonrada başından savmak için,

-Bak delikanlı sen yiğit birine benziyorsun, şimdi sana kızımı vermesine veririm ama bir şartım var, ülkemde ne kadar çeşit kuş varsa onları yakalayıp  bana getirmeni istiyorum, demiş.

Saraydan ayrılan Keloğlan “Şimdi ben o kadar kuşu nerede bulabilirim? Padişahın dediği imkansız birşey en iyisi bu işten vazgeçmek”  diye düşünmüş.

Annesiyle beraber köylerine dönmüşler.

Bir gün her zaman olduğu gibi eşeği Karakaçan ile kırlarda gezinirken bir ağacın gölgesinde dinlenen bir dervişe rastlar.

Derviş:

-Evladım, öyle daldın bir şekilde nereye gidersin? Deyince,

Keloğlan derdini anlatıp biraz olsun rahatlamak istediğinden padişahla arasındaki konuşmaları  anlatır.

Derviş,

-Evladım her şeyin bir çaresi vardır, sen şimdi kalk bu yoldan kuzeye doğru hiç sapmadan git, akşam olmadan bir dereyle karşılaşırsın bu gece orada dinlen, sabah olunca derenin öbür yanına geç, orada büyük bir servi ağacını göreceksin.

-O ağacın yanına yaklaşarak yapış de ve ağacın altına otur, ülkede ne kadar kuş cinsi varsa hepsi gelip o ağaca yapışır sonra da onları toplayıp padişaha götür, demiş.

Keloğlan sevinçli bir şekilde kalkarak dervişe teşekkür ettikten sonra dervişin dediğini yapar ve dünyada ne kadar kuş varsa onlardan birer tane alarak padişaha götürür.

Padişah keloğlanı ve kuşları görünce şaşkına döner, bu seferde ona,

-ikinci şartım, kel kafanda saç yeşertmendir, onun için kendini tedavi et kafanda saç çıkmaya başlasın ondan sonra gel, der.

Keloğlan yine çaresizce köyüne döner, eve varınca anasına padişahın yeni isteğini anlatır, ikiside bunun imkansız olduğunu biliyordu.

Aradan bir hafta geçtikten sonra Keloğlanı çağırtan padişah ona:

-Sana bir ay süre veriyorum, eğer isteğimi gerçekleştirirsen sözümde durup kızımı sana veririm, eğer yerine getirmezsen vezirin oğlu da kızıma talip oldu, kızımı ona vereceğim demiş.

Keloğlan ile Prenses Masalı1

Garip Keloğlan çaresizce karakaçana binerek düşünceli düşünceli dolaşırken yine o dervişle karşılaşır.

Derviş:

-Hayrola Keloğlan seni yine düşünceli görürüm, ne yaptın götürdün mü Kuşları…

Keloğlan:

– Senin yardımınla götürdüm ama bu seferde şu kel kafamda saç yeşertmemi istiyor, bir ayda süre verdi başaramazsam Prensesi vezirin oğluna verecek.

Gülümseyen Derviş çantasından çıkardığı bir bitkiyi Keloğlan’a uzatarak

-Şimdi al bunu ve giderek sabah ve akşam sür iki haftada saçların çıkacak, demiş.

Dervişin ellerinden öpen Keloğlan eşeğine binerek köyüne doğru gitmiş, dervişin dediklerini yapmış.

İki hafta sonra saçları yeşeren Keloğlan Padişahın huzuruna çıkınca, Padişah gördüklerine inanamamıştı Keloğlan’ın saçları yeşermişti.

Padişah Keloğlan ben seni başımdan savmak için imkansız şeyler istedim ama sen imkansızı da başardın o yüzden kızımı sana vermeyi kabul ediyorum.

Düğün hazırlıklarına başlansın diye emir verir.

3 gün 3 gece süren muhteşem bir düğünle evlenen keloğlan ve prenses ömür boyu mutlu yaşamışlar.

Keloğlan ile Prenses Masalı ‘nı okurken eğlendiğinizi umarız, dilerseniz diğer Masallar için Keloğlan Masalları sayfasını ziyaret edebilir veyahut Keloğlan Masalları Derya Sultan Aşkı Masalını okuyabilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan İle Padişah

Keloğlan ile Padişah Masalı

En güzel Keloğlan hikayelerinden biri olan Keloğlan ile Padişah Masalı ‘nı beğeneceğinizi umarız. Bir varmış …

Papağan İle Çakal

Papağan İle Çakal

Çok güzel iyi uykular Masalları arasında bulunan Papağan İle Çakal Masalını beğeneceğinizi umarız. Evvel zaman …

Karganın Oyunu

Karganın Oyunu

Eğitici çocuk masalları arasında bulunan karganın oyunu masalını beğeneceğinizi umarız. Bir varmış bir yokmuş evvel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir