Tepegöz Hikayesi

Tepegöz Hikayesi

Abone Ol google news

Basat’ın Tepegöz’ü Yenmesi

Oğuzlar günlerden bir gün konaklamak için çadırlarını uygun bir yere kurmuşlardı. Bütün gün boyunca yorgun düşen Oğuzlar dinlenirken saldırı olacağı haberini alır almaz, o kargaşa içinde aceleyle toplanıp, hemen oradan uzaklaşmışlar. Ama Aruz Koca’nın küçük oğlunu orada unutmuşlar.

Konacakları güvenli bir yer bulduklarında Aruz Koca oğlunun olmadığını fark etmiş.  Ama artık geri dönmeleri imkânsızmış.

Aruz koca’nın oğlu orada yalnız kalmıştı. Onu bulan aslanlar yuvalarına götürüp kendi yavruları gibi beslemeye başlamışlar.

Aradan bir yıl geçtikten sonra oğuz beyleri tekrardan düşmandan kaçtıkları topraklara geri dönmüşlerdi.

Bir gün Aruz koca’nın At bakıcısı telaşla beyinin yanına giderek “Beyim ormandaki aslanların arasında bir çocuk vardır. Aynı Aslanlar gibi davranıyor.” Demiş.

Aruz koca hem şaşırmış hemde çok sevinmişti. Çünkü onun kaybolan oğlu olabilirmiş. Aruz Koca diğer beyleri de haberdar ederek onlarla birlikte ormana gidip, çocuğu aldıkları gibi Obaya geri dönmüşler.

Aruz koca çok mutluymuş. Çünkü kaybolan çocuğu oydu.  Sofralar kurdurtup, şenlikler yaptırmış. Ama Çocuk Aslanlara alıştığından, fırsatını bulduğu gibi ormana geri dönmüş.

Aruz tekrardan ormana gidip, oğlunu getirmiş. Ama her defasında çocuk fırsatını bulur bulmaz Aslanların yanına gidiyormuş.

Aruz baktı ki, baş edecek gibi değil. Hemen Dede Korkut’a haber salıp, Obaya davet etmiş. Obaya gelen Dede Korkut çocukla konuşmuş. “ Ey oğul sen bir insansın, bir Aslan değil, Aslanlarla arkadaşlık edebilirsin.  Ama senin asıl arkadaşların bu obadaki yiğitlerdir. Sende onlar gibi yiğit bir delikanlı ol.”  Demiş.

Sonrada “Senin adın Basat olsun. Adını biz koyduk, bahtını Allah açık etsin.” Diyerek uzaklaşmış.

Günler su gibi geçip giderken, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte oğuzlar yaylaya göç hazırlıklarına başlamışlar. Eşyalar toplanınca yola düşmüşler. Onlara aruz koca’nın çobanı olan Sarı Çoban kılavuzluk yapıyormuş.

Önden giden Sarı çoban, uzun pınarın yanına vardığında pınarın yanındaki perileri görünce içlerinden birinin üstüne kepengini attı ve zorla onu başka bir yere götürdü.

Peri kızı en sonunda Sarı çobanın elinden kurtulmayı başardı. Sonrada kanatlarını çırpıp, havaya yükseldiği zaman ona “ Bende emanetin var. Bir yıl sonra buraya gelip, emanetini al. Şunu da iyi bilki sen oğuzun başına büyük bir bela açtın.”  Diyerek uçup gitmiş.

Sarı çoban, peri kızının sözlerine pek bir anlam veremese de yinede korkmuştu. Ama yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Bir yıl sonra yine yaylalara giderken Sarı çoban hepsinin önünden gidiyormuş. Uzun pınarın yanına vardıklarında peri kızının Pınarın başında olduğunu görmüş. Yanında üzeri zarla kaplı yuvarlak bir şey varmış.

Peri kızı “ Emanetin işte burada, oğuz iline bu bela yeterde artar.” demiş. Sonrada kanatlanıp uçmuş.

Sarı çoban zarla kaplı şeye yaklaşıp ona dokununca yaratık büyüyormuş. Korkan sarı çoban, arkasına bile bakmadan oradan uzaklaşmış.

Bayındır han, Aruz koca ve yiğitler pınarın yanına ulaştıklarında gördükleri yaratığa dokundular. O anda zar yırtılmış ve içinden bedeni insana benzeyen ama kafasının üzerinde tek gözü olan bir dev çıkmış.

Bayındır Han alnının ortasında tek bir gözü olduğu için ona tepegöz adını vermiş. Aruz koca Tepegözü oğlu Basat ile büyütmek için Bayındır han’dan izin istemiş.

Bayındır Han da bu teklifi kabul ederek ona izin vermiş. Tepegözü kendisiyle birlikte götüren Aruz koca onu oğlu Basat ile birlikte büyütmeye başladı.

 Günler haftaları, Haftalar Ayları, Aylar yılları kovalamış, Tepegöz ve Basat büyümüşlerdi. Tepegöz günde bir kazan sütü rahatlıkla içiyor ve çok hızlı büyüyormuş. Büyüdükçe dahada sinirli oluyor ve çevresindekilere zarar veriyormuş.  

Öyle bir hale gelmiş ki, kimseyi umursamaz ve söz dinlemez olmuştu. Gün geçtikçe daha çok oğuza zarar veriyormuş.

Onun yaptıklarına dayanamayan beyler Tepegözü aruz koca ya şikayet etmişler. Tepegözün söz dinlemediğini gören Aruz koca en sonunda Tepegözü Obadan kovmuş.

Tepegöz ise dağlarda bulduğu bir mağaraya yerleşince onu uzaktan izleyen Peri Annesi.  Mağaraya gidip, onun parmağına sihirli bir yüzük geçirmiş.

Bu sihirli yüzük tepegözü daha güçlü yapacağı gibi onu kötülüklere karşı koruyacaktı. O günden sonra Oğuzlardan intikam almak isteyen Tepegöz, onların yollarına çıkıp zarar vermeye başladı

Tepegöze karşı koyan nice yiğit zarar görünce, Bir çözüm bulması için Dede Korkut’u çağırdılar. Obaya gelen Dede Korkut Oğuz beylerini dinledikten sonra bu sefer Tepegöz’ ün yaşadığı mağaraya giderek Ona “Oğuz seni besleyip, büyüttü. Onlara niye o kadar zarar veriyorsun.”  Dedikten sonra onunla pazarlığa oturmuş.

 Tepegöz, Dede Korkuta her gün kendisine 60 adam vermelerini istemiş Ama Dede korkut onun yerine onu 500 koyun’ a birkaç hizmetçiye razı etmeyi başarmış.

Tepegöz’ün istekleri oğuzu epey bir sarsmıştı. Bir süre bu şekilde devam eden Oğuzlar çok değerli olan koyunlarını ona göndermekten bıkmışlardı.

Tüm bunlar olup, biterken Basat uzaklarda düşman ile yiğitçe savaşıyormuş. Savaşı kazandıktan sonra Obaya  döndüğünde, Oğuzun Tepegöz yüzünden çektiği acıları öğrenince, beyler ile görüşüp tez vakitte tepegözün karşısına çıkacağını söylemiş.

Aruz Koca onun gitmemesi için epey uğraşmış. Ama Basat hiç durur mu atına atladığı gibi Tepegöz’ün yaşadığı yere gitmiş.

Basat sessizce Tepegöz’e yaklaşmış. En son gördüğünden daha büyük bir dev haline gelmişti. Bir kayanın ardına saklanarak okunu yayın içine koyup, göğsüne nişan almış. Ve okunu salıvermiş. Ama Ok Tepegözün, göğsüne isabet ettiği halde derisi o kadar sertmiş ki, göğsüne saplanmamış bile.

Tepegöz Kendisine oku atanı bulmak için hemen etrafa bakınmış. Basatı kayanın arkasında bulmuştu. Hemen onu yakalayarak ellerini bağlayıp, mağaraya götürmüş.

Basat bu bağlamak onu engeller mi hiç, iplerden kurtulur kurtulmaz, hizmetçilere Tepegöz’ün en zayıf noktasının ne olduğunu sormuş.

Onlarda Tepegözün en zayıf noktasının gözü olduğunu söyleyince, Tepegözün karşısına çıkan Basat, Bu sefer okunu çıkardığı gibi Tepegöz’ün gözüne nişan alarak, oku gözüne saplamış.

Artık onu göremeyen Tepegöz, her tarafa saldırıyor ama onun nerede olduğunu bilmiyormuş. Hemen mağaranın girişine giderek orada oturmuş. Amacı Basat’ın Mağaradan çıkmamasıymış.

Basat için Mağaradan çıkma imkanı neredeyse kalmamıştı. Bir süre orada oturan Tepegöz acı içerisinde kıvranırken onu bulamamacığını anlayınca bu sefer kandırmak istemiş. Basat bu Tepegöz’e kanar mı hiç?

Her yolu deneyen Tepegöz, onu kandırmayacağını anlayınca pes ederek af dilemiş. Ama Basat Oğuz iline bu kadar zarar veren devi affetmedi ve mücadele ederek onu yendi ve Tepegözün tüm gücü yok oldu.

Obaya dönen Basat Oğuza müjdeyi vermiş. Aruz koca bu güzel habere o kadar çok sevinmiş ki, hemen dede Korkut’u obaya çağırtmış.

Obaya gelen Dede korkut, Oğuz’u bu dertten kurtaran Basat için dua ederek övgüler dizmiş. “ Düşman ile mücadele ettin. Oğuz’u ve beylerini bir beladan kurtardın. Kudretli tanrı yüzünü ak etsin Basat. Ölüm sana geldiği zaman arı imandan ayırmasın. Yiğit Basat.”

Dede Korkut meşhur hikayelerinden biri olan Tepegöz Hikayesi burada son buldu. Hoşçakalın.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Asla-Yalan-Soylemeyen-Cocuk-Masali
Asla Yalan Söylemeyen Çocuk Masalı: Eğitici Dini Masallar
Beyazidi-Bestami-Hazretleri-ve-Rahibin-Sorusu
Beyazıdı Bestami Hazretleri ve Rahibin Sorusu
Begil Oğlu Emre'nin Mücadelesini Anlatan Dede Korkut Hikayesi
Begil Oğlu Emre Mücadelesi Dede Korkut Hikayesi
Bamsı Beyrek Hikayesi
Bamsı Beyrek Hikayesi

Yorumlar

    zeynep dedi ki:

    çok güzelde ben bunların hepsını bir günde nasıl deftere yazıcam?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.