Anlamlı Güzel Hikayeler

Anlamlı Güzel Hikayeler

Abone Ol google news

Çiftçi ile Tembel Eşek Hikayesi

Zengin Olmak İsteyen Çiftçi ve Tembel Eşek Masalı‘nda eşekleri ile çok çalışarak zengin olma hayalleri kurarken başına geleceklerden habersiz işler yapmaya başlar. Gelin beraber neler olduğuna bakalım. İyi okumalar.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman güzel mi güzel olan bir diyarda fakir bir çifti yaşarmış,

Bu çiftçinin tüm mal varlığı iki tane tembel eşekmiş, başkada hiçbir şeyleri yokmuş.

Yıllardır hiç durmadan çalıştığı halde bir türlü para biriktiremiyor ve kazanamıyormuş.

Çiftçi bir gün bu ne halim diye uzun uzun düşünmüş ve en sonunda çiftçiliği bırakarak ticaretle uğraşmaya karar vermiş.

Bu şekilde hedeflerine ulaşabilecek dilediği gibi bir ev yapabilecekmiş, hatta belki de keçi, inek, koyun, hindi, ördek tavuk gibi çiftlik hayvanlarını da alarak büyük bir çiftlik sahibi olabilecekmiş.

Ertesi gün sabah erkenden iki eşeğini alarak kasabaya doğru yol almış, yolda giderken hayaller kurmuş, kafasında sürekli zengin olma hayalleri varmış.

En sonunda kasabaya ulaşmış ve eşekleriyle yapabileceği bir iş aramaya koyulmuş,  iş arıyorum diye seslendiğini gören bir adam;

– Heyy beyefendi bir bakar mısınız? Diye seslenmiş ardından çok şanslısın  tam zamanında geldin.

Nehri o adama gösteren adam  nehrin diğer kıyısında bir kasaba olduğunu ve kasabada bulunan bir döşemecinin kendisinden bir eşek yükü kadar sünger talep ettiğini,  dilerse bu işi kendisine verebileceğini söylemiş.

Çiftçi sevinç içerisinde hemen teklifi kabul etmiş.

Eşekler ise bu durumdan memnun değilmiş. Çiftçi eşeklerden birine süngerleri yüklemiş diğerine ise boş götürmek istemediğinden “Nasılsa kolaylıkla  satarım!” düşüncesiyle dört çuval tuzuda diğer eşeğe yüklemiş.

Hiç beklemeden yola koyulmuşlar, bu  ilk işi çok hoşuna gitmişti,  keyfi yerinde olan çiftçi yolda  şarkılar söyleyerek ilerliyormuş.

Zaman zaman  yeni kurmayı düşündüğü o büyük  çiftliğini hayalini kuruyordu.

Sünger yüklü olan eşeğin yükü hafif olduğundan tembel eşek keyifle yol alırken, tuz yüklü olan eşeğin yükü ağır olduğundan söylene söylene gidiyor. Nerdeyse yükün ağırlığından düşüp bayılacakmış. Zorda olsa sonunda nehre ulaşmışlar.

Çiftçi biraz dinlenmeleri için eşekleri gölgeye götürmüş, kendisi ise nehrin karşısına geçebilmek için yollar aramış,  epey bir  ilerde  olan köprüyü  fark etmiş.

Köprü uzak olduğundan  kendi kendine

– Çok yorulduk zaten en  iyisi biz bu nehri yüzerek geçelim köprüye varana kadar nehri geçeriz nasıl olsa , demiş

Sünger yüklü olan eşeğin sırtına binmiş eşeklerin yularını tutarak nehre girmiş tembel şekler nehre girmek istemese de çiftçinin zoruyla girişler.

Biraz gittikten sonra karşıya geçmelerine az bir mesafe kalmıştı, tuz yüklü olan eşeğin sırtındaki tuzlar suyla temas edince erimiş ve  eşeğin yükü tamamen hafiflemişti o yüzden o eşek hemencik sevinçle karaya çıkmıştı.

Fakat sünger yüklü eşeğin sırtındaki süngerler suyu emdiğinden ve çiftçide sırtında olduğundan yükü bir hayli ağırlaşınca eşek kendini suya kaptırmış.

Çiftçi yüzme bilmiyormuş:

– Allah’ım ne olur yardım et! Diye bağırmış.

Hem kendi derdine hemde zavallı eşeğin dersine düşmüş, feryat figanlar ediyormuş.

Onları o halde gören kasabalılar onu ve eşeği zar zor sudan çıkarmışlar.

Çiftçi:

-Ahh akılsız başım, ahh ahh diye inliyormuş.

Artık  nasıl bir hata yaptığının farkına varmıştı, elini kafasına vurmuş,

-Ah benim akılsız başım demiş.

Tembellik yapıp köprüden geçmemenin cezasını çekiyordu ..

Çiftçi kendisini kurtaran köylülere çok teşekkür etmiş ve süngerleri güneşe sererek kurutmaya bırakmış, birkaç saat içinde süngerler eski halini almış.

Çiftçi kasabaya giderek döşemecinin süngerlerini ona teslim etmiş bu sefer ihmalkar davranmayıp,  köprüden geçmiş.

Kendi kendine

-Bu bana akıl parası olsun ki bir daha acele etmemeliyim, ardından “Geç olsun, güç olmasın.” atasözü nü söyleyerek  yoluna devam  etmiş.

Yaga İle Helga Masalı

Evvel zaman içinde uzak diyarlarda bulunan güzel bir kasabada neredeyse harabe haline gelmiş olan bir evde yaşlı bir karı ve koca yaşarmış.

Yaşlı adamın ismi Yaga, kadının ismi ise Helga’ymış.

Son günlerde Helga biraz daha endişeliymiş çünkü son zamanlarda evlerinde bulunan eşyalar nedensiz bir yere ortadan kayboluyormuş,

Fakir olduklarından evlerinde çokça eşyaları olmadığından eksilen bir eşyanın hemen farkına varıyorlarmış.

Yaga ise çaresiz bir şekilde ne yapacağını bilmeden kaybolan eşyaları nasıl bulacağını düşünüyormuş, birden bire sanki bir çözüm yolu bulmuş gibi yerinden kalkarak karısının yanına gitmiş ve ona;

– Helga artık ağlama, ben bu işin arkasında kimin olduğunu mutlaka bulup kaybetmiş olduğumuz eşyaları en kısa zamanda geri getireceğim demiş,

Ama kendiside bu olayı nasıl açığa çıkartacağı ve eşyaları geri getireceği konusunda da herhangi bir fikrin sahibi değildi.

Bu kasabada başka birinin onların haberi olmadan eşyalarını almaları mümkün değilmiş ve o güne kadar böyle bir durumla karşılaşmamışlar.

Bu düşünceler içerisinde ahıra doğru giden yaga eşeğin yolarından tuttuğu gibi ormana odun kesmeye gitmiş.

Eşeği epey yaşlı olduğundan zorlana zorlana yürüyordu, Yaga onun bu haline kızmadan edememiş

– Seni gidi tembel eşek bütün gün ahırda yatıyorsun, arada bir böyle çıktığımda da tembellikten adım atacak halin bile olmadığını görüyorum, aslında seni daha çok çalıştırmam lazım demiş.

Yolda giderken aynı kasabadan ismi Boris olan genç bir delikanlı ile karşılaşmış ona gülümseyerek elini kaldırmış sonrada ona,

-Boris, epey odun yüklemişsin Aferin sana, demiş

Boris:

-Ne yapalım amcacım daha çok oduna ihtiyacımız var evimizi korumamız lazım diyerek yoluna devam etmiş.

Aldığı cevap karşısında şaşırmış olsada bir anlam verememiş, tembel eşeğine

-Hadi biraz daha hızlan, demiş

Orman’a ulaşmak üzereydi ki az ilerde başka kasabalıların da odunları taşıdığını görünce dahada şaşırmış.

Yaga acaba bu sene kış çok sert geçecek bizim haberimiz mi yok diye düşünmeye başlamış.

O gün akşama kadar kestiği odunları tembel eşeğinin sırtına güzel bir şekilde istiflemiş eşeği o kadar tembelmiş ki anırmaya bile üşenirmiş.

Hava kararmadan eve doğru yol almışlar eve ulaştıklarında eşi Helga onları kapıda bekliyordu.

– Hoş geldiniz ne kadar çok odun getirmişsin diye sormuş

Yaga,

– İnan neredeyse kasabanın büyük çoğunluğu odun kesiyordu, bende vardır bir bildikleri diye düşünerek biraz fazla kestim, çok acıkmışım sofra hazır mı? Diye sormuş

Helga üzgün bir şekilde başını önüne eğerek

-Ahırda stoklamış olduğumuz azığımızın hepside ortadan kaybolmuş.

Yaga çaresiz bir şekilde ne diyeceğini bilmeden eşine sarılarak,

-Üzülme bir çaresini bulacağız,

O gece aç uyumuşlar, öylesine acıkmışlardı ki rüyalarında karınlarını doyuruyorlarmış.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyanan Helga masanın altında birkaç tane patates olduğunu görünce o kadar çok sevinmiş ki, patatesleri aldığı gibi haşlayarak sofrayı kurmuş.

Hiçbir şey konuşmadan sessizce düşünceler içerisinde patatesler ile karınlarını doyuran karı koca, sonrası için nereden yiyecek bulabileceklerini düşünmeye başlamışlar.

Yaga:

-Güzel eşim sen hiç üzülme, mutlaka bir çaresini buluruz diyerek ahıra doğru gitmiş.

Eşeğini ahırdan aldıktan sonra ormanın yolunu tutmuş, o akşam eşeğine de yem vermeyi unuttuğundan  tembel olan eşek birde  aç olunca dahada tembel bir hale gelmiş.

Orman yolunda kasabalılarla karşılaşmışlar, Yaga şaşkın bir şekilde onlara bakarken yanına gelen Boris,

-Merhaba amca nasılsın sende yine gelmişsin ormana sakın  geç kalmayasın! Ne kadar çok odun toplayabilirsen o kadar topla!

Yaga sormuş:

– Bu yaşıma geldim daha hiç bu kadar odun toplandığını görmedim bilmediğimiz ne var bu kadar çok odunu niçin eve taşıyorsunuz?

Boris

– Sizin haberiniz yok mu? Bu aralar kasabamıza birileri dadanmış izinsiz bir şekilde eşyalarımızı götürüyorlar bizlerde onlardan korunmak kapı ve pencerelerimizi sağlamlaştırıyoruz.

Yaga haykırarak

-Demek öyle, bizim eşyalarımızın ortadan kaybolmasının sebebi de onlarmış!

Boris

-Yerinde olsam sende tedbirini al, diyerek yanından ayrılmış.

Yaga akşam için biraz mantar ve kestane topladıktan sonra kestiği odunlarla eve gitmiş, lakin tembel eşekle anca akşama eve varabilmiş.

Odunları indirdikten sonra Eşeği ahıra götürerek yemini önüne indirdikten sonra da eve girmiş, etrafta Helgayı göremeyince onun nereye gittiğini düşünürken, elindeki sopayla hızlıca söylene söylene kendine doğru koştuğunu görmüş.

Yaga:

-Dur hatun! Ben geldim demiş

Kocasını gören Helga çok sevinmiş.

-Biraz önce sanki birileri içeri girmek istedi,  ona doğru yürüdüğümü gördüklerinde kaçtılar, onların peşine verdim ama yakalayamadım, demiş

Yaga olup, biten her şeyi Helgaya anlatmış,

Ormandan getirdiği mantar ve kestanelerle güzelce karınlarını doyurduktan sonra kapı ve pencerelerini sağlamlaştırmak için gece boyunca hiç uyumadan çalışmışlar.

Karı koca o kadar çok çalışmışlar ki yorgunluktan uyuyup dinlenmek istiyorlarmış ancak Yaga,  kapılara sağlamlaştırmadan yatmayı düşünmüyordu.

Eşi,

-Nasıl oluyor da buralarda böyle bir olaylar yaşanıyor? Ben buna bir anlam veremiyorum, bizim kasabalı yerde bir şey bulsa dahi sahibini bulup vermek için kapı kapı dolaşır.

Yaga:

– Doğru söylüyorsun ama bunu yapanlar bizim kasabalı değildir, bizim kasabalılar böyle bir şeye tenezzül etmezler.

Helga:

-Gerçekten onların yapmış oldukları çok kötü bir davranış, bak bizim de dün akşamdan yiyecek hiçbir şeyimiz yoktu ama sen ne yaptın başkasının malını izinsiz mi aldın! Hayır yaşlı halinle ormana giderek yiyecek aradın ve bizlere yiyecek getirdin demiş,

Yaga:

– Aynen kendimize ait olmayan bir şeyi alıp kullanmak ne kadar büyük bir kötülük, demiş.

Biraz dinlendikten sonra kalkarak gece boyunca hiç yatmadan kapıyı iyice sağlamlaştırmaya başlamış.

İyice yorulan adam pencereyi de artık yarın yaparım diye düşünerek yatmış, karı koca yorgunluktan mışıl mışıl uyumuşlar.

Onların uyuduğunu gören bir kişi, kapıyı açmak için yeltenmiş ama açamamış bu sefer pencereye yönelerek pencereden içeri girmiş.

Yaga’nın toplamış olduğu mantarları, kestaneleri ve masa saatinide alarak sessizce evden ayrıldıktan sonra gözlerini açan Helga masanın üzerindekilerin olmadığını görünce çığlık atmış, uyanan kocası

-Yinemi evimize girmişler masadaki yemeğimizi ve saatimizi de almışlar,

Yaga gün doğunca evden çıkarak doğruca köyde bulunan askerlerin yanına gidip olan biten her şeyi bir bir anlatmış.

Daha öncede durumu askerlere anlatanlar olduğundan bu olaylardan haberdar olmuşlardı,

Askerlerden biri

– Amcacım sadece  sizin eve değil, hemen hemen  herkesin evine girmişler, bu sebepledir ki bu işi yapanın tek olmadığını düşünüyoruz ama bunların kim olduğunu tam olarak  tespit edemedik.

Endişeli gözlerle Askere bakan Yaga:

– Peki, hiç mi bir iz yok, diye sormuş

Asker

– Kısa bir zaman önce uzaklardan bir ana ile kızı kasabaya gelmiş, onlarla ilgili biraz araştırma yaptık ama onların böyle bir işe kalkışacaklarını zannetmiyoruz, demiş.

Artık dayanamayan Yaga peki ama öyleyse kim, biz fakir insanlarız zaten, eşyalarımız bir bir ortadan kaybolup gidiyor, evde yiyecek bir şey kalmadı. Eşya olarak da kala kala sadece birkaç mum ile üzerinde yatmış oluğumuz yataklarımız kaldı, eğer bunun bir çaresini bulamazsanız sonumuz bomboş bir evden öteye gitmeyecek.

Askerler Yaga’yı haklı bulmuşlar.

-Er geç bizler bunları yapanları mutlaka yakalayıp, kaybolan tüm eşyalarınızı sizlere geri vereceğiz, demiş

Yaga çaresizce dönüp gitmek üzereyken

Askerlerden biri

-Aslında bunun bir çözümü var, ben ile başka bir asker bu akşam Yaga’nın evinde saklanalım, bakalım kimler gelecek.

Gülümseyen Yaga

– Evimde arkasına saklanabileceğiniz bir eşya kalmadı ki, artı götürebilecekleri bir eşyada kalmadı ki! Nereye saklanacaksınız? Diye sormuş

Asker

– O zaman birimiz delikli bir çuvalın içerisine diğeri ise yatağın altına saklansın, demiş

Yaga ve diğer askerler.

– Evet bu çok güzel bir fikir! Onlarda çuval da yiyecek olduğunu zannederek götürmeye çalışacaklar, işte o vakit bizde onları yakalarız diye sevinçle haykırmışlar.

Akşam olduktan sonra bir çuvalla evine gelen askeri gizlice eve alarak planlarını uygulamaya başlamışlar gece geç saatlerde her zamanki gibi Yaga ve Helga yatağına uzanarak yatmış

Gece yarısından sonra kapının  yavaş bir şekilde açıldığını fark eden askerler birde ne görsün uzaklardan gelipte köye yerleşen ana ve kız parmaklarının üzerinde sessizce  yürüyerek içeri girmişler.

Önce karı ve kocanın uyanık olup, olmadığını yokladıktan sonra evin içerisinde ne var ne yok onlara bakınmışlar.

Kadın kızına,

-Bu evde artık işimize yarayacak hiçbir şey kalmamış, artık buraya gelerek zamanımızı boşa harcamayalım diye fısıltıyla konuşmuş.

Yaga, ile askerler bu ikili arasındaki konuşmaları bir bir dinliyor ve sessizce bekliyorlarmış gözü çuvala ilişen Kız, annesine çuvalı göstererek

-Bu çuvalın içerisinde ne vardır acaba? Gelmişken bu çuvalı alıp götürelim mi ?

Kadın:

– Olur güzel bir fikir bakarsın işimize yarayacak bir şeyler vardır içinde.

Sessizce çuvala yönelerek kaldırmaya çalışmışlar lakin çuval ağır olduğundan anne ve kız zorlana zorlana çuvalı dışarı çıkarıp, eşeğe yükledikleri gibi hızla evden uzaklaşmışlar.

Çuvalıda diğer çaldıkları eşyaların arasına koymuşlar,

Kız annesine

– Hadi birkaç eve daha gidip kayda değer bir şeyler getirelim, demiş

Annesi ise

– Bu çuval çok ağırdı, takatim kalmadı bu gece dinlenelim yarın gece gideriz, demiş

Kızı

– Anne şu çuvala bir bakalım, içerisinde neler vardı acaba? Anne ve kız merakla çuvalın yanına giderek çuvalın ağzındaki ipi çözmüşler.

O sırada çuvalın içerisindeki asker birden ayağa kalkmış, bu durum karşısında şaşkın ve korku içerisinde ne yapacaklarını bilememişler.

Asker kadının ve kızını yalayarak  ellerini sıkıca bağlamış ve onlara

– Demek bu  köyü soyup soğana çevirenler sizlerdiniz.

Kadın

– Ne olur evladım sen iyi bir insana benziyorsun bizi bırak ne olur, artık hiç kimsenin  eşyalarını izinsiz almayacağız, bizler çok fakiriz evimizde yiyip içeceğimiz  hiçbir şeyimiz olmadığından çaresiz kaldığımızdan bu yola başvurduk, demiş

Bu sözlere kulak tıkayan Asker kızgın bir şekilde,

– Bu sözlerle kendinizi haklı çıkartacağınızı mı zannediyorsunuz, bu kasabada yaşayan insanların hepsi çok fakirdir, ne istediniz bu insanlardan fakir olmak bir suç değildir ama sizin bu yaptığınız varya çok

Herkes kendi mallarını o depodan geri almışlar artık eskisi gibi köye huzur gelmiş, kötülük yapanlar ve başka insanların malına göz dikenlerin eninde sonunda açığa çıkarak cezalandırılacağını anlamış olduk.

uzun çocuk masalları oku serimizde bulunan bu güzel masalları okurken eğlendiğinizi umuyoruz. Dilerseniz size okumanız için önerebileceğimiz. Kırmızı Başlıklı Kız Masalı Oku yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Dev İle Köylü Kızı Hikayesi
Dev İle Köylü Kızı Masalı
Harika kanatlar masalı
Harika kanatlar masalı
Kuş Olan Prens ve Gülyüz Sultan Masalı
Kuş Olan Prens ve Gülyüz Sultan Masalı
Tencerecik Hikayesi
Tencerecik Masalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.