Kurbağa Prens Masalı

Kurbağa Prens Masalı
Kurbağa Prens Masalı ‘nı okumadan ayrılmamanızı tavsiye ederiz, okurken çok güzel bir geçireceğiniz harika bir uyku masalı.

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde, uzak ülkelerin o yemyeşil ovalarında bulunan çok büyük bir ülkede çok güzel bir prenses varmış.

Bu prensesin güzelliği kadar sevgi dolu bir yüreğinin olması yüzünden onu diğer çocuklarından daha çok seven kral, neredeyse Prensesin istediği her şeyi temin ediyordu.

Her gün sabah erkenden uyanarak anne ve babasının odasına giden güzel prenses babasına,

-Benim tontoş babacığım o eski oyuncaklarla oynamaktan epey sıkıldım, bana yeni oyuncaklar alabilir misin,

Kral,

– Gel buraya benim dünyalar tatlısı biricik yavrum, sen benim için çok değerlisin, şimdi benim için çok kıymetli olan  dede yadigarı olan bir hediyeyi sana vermek istiyorum ama bana söz ver onu kaybetmeyeceksin demiş.

Kral, özel eşyalarını saklamış olduğu altın kaplı sandığı açarak içerisinden ışıl ışıl parlayan altın bir top çıkardı.

Onu gören güzel prenses:

-Vay canına babacığım bu top ne kadarda güzelmiş ışıl ışıl parlıyor.

Kral,

– Bitanem bu top artık senin, dışarıdaki güneşe baksana, o  güneşten bile daha parlak  değil mi?

Güzel prenses:

-Artık benim bir altın topum var, çok teşekkür ederim babacım iyiki benim babamsın diyerek…

Kralın boynuna sarılmış.

Prenses altın topu alarak bahçeye oyun oynamak için koştu, Altın topu yuvarlıyor, topun ardından koşuyordu. Bu şekilde kendi kendine oyunlar oynarken karşısına çirkin bir kurbağa çıktı.

Prenses, Çirkin Kurbağaya,

– Uzak dur buradan, sen ne kadarda çirkin bir kurbağaymışsın, demiş.

Kurbağa,

-Ne olur beni  kovmayın şu çalıların arasından sizin oynadığınızı gördüm, o kadar güzelsiniz ki güzelliğiniz  karşısında fazla orada durmadım, sizinle arkadaş olmak istediğimden yanınıza geldim, beraber oyunlar oynayıp eğlenelim mi ne dersin.

Prenses,

-Tamamda, senin kadar çirkin bir kurbağa ile arkadaş olacağımı nasıl düşünebiliyorsun? Beni rahat bırak ve git buradan.

Kurbağa:

– Biraz oynayalım benimle birlikteyken çok eğleneceksin, beni hemen kovma ne olur.

Güzel Prenses:

– Hayır, ben seninle asla oynamam, ne olur beni rahat bırak demiş.

Kurbağa onu ikna etmek için farklı bir yöntem denemeye başlamış bu seferde prensese,

– Farklı bir açıdan olaya baksana, çok iyi zıplar ve çok iyi yüzerim, mesela şu altın topun gidip sana getirebilirim, sana çok yardımım dokunur.

Prenses:

-Lütfen artık gidin, senin o topuma dokunmanı istemiyorum diyerek topunu aldığı gibi saraya geri döndü

Bir sonraki gün yine altın topu ile bahçede oyunlar oynayan prenses, bu sefer kurbağanın kendisini rahatsız etmemesi için bahçenin farklı bir yerine gitmişti.

Yorulan prenses bir meşe ağacının altına oturup iç çektikten sonra kendi kendine:

– Ne kadarda sakin ve güzel bir yermiş burası hemde o çirkin kurbağa da etrafta yok, demiş.

Biraz dinlendikten sonra topunu eline alarak oynamaya başlamıştı, hop diye havaya atarak ardından koşuyordu.

Bir ara topu biraz hızlı bir şekilde yukarı atan prenses topun ağacın dalına değmesiyle birlikte yön değiştirerek biraz ilerde bulunan kuyunun içerisine düşmüş.

Altın topun ardından koşan prenses kuyuya bakmış ama kuyu derin olduğundan kuyunun yanında çaresizce oturup hüngür hüngür ağlamaya başlamış.

O anda bir ses…

-Ne oldu sana bu kadar ağlamana sebep olan şeyde nedir? Kalbim bir taş olsa dahi bu ağlamana dayanamaz.

Sese doğru bakan prenses kurbağayı gördü ve ona:

– Bu sözleri söyleyen sen miydin?

Çirkin Kurbağa,

-Evet bendim.

Güzel Prenses:

– Ağlıyorum çünkü babamın bana hediye ettiği o altın top, şu kuyunun içine düştü.

Çirkin Kurbağa:

-Sizin  o kadar ağlamana sebep olan şey sadece bu mu? Siz hiç üzülmeyin, topunuzu çıkartabilirim, peki topunuzu oradan çıkartırsam eğer bana ne verirsiniz?

Prenses:

– Sen o topu çıkarıp getir ona karşılık? Değerli inciler, taşlar her ne istersen onu verebilirim.

Kurbağa:

– Senin bahsettiğin o değerli eşyalar senin olsun, onları ben ne yapacağım ki, sen benim arkadaşım olur benimle oyunlar oynamayı kabul eder ve sürekli senin yanında olmam için bana izin vereceğine dair söz verirsen o altın topu hemen sana getiririm, demiş.

Çirkin kurbağanın isteklerini dinleyen prensesin canı epey sıkkındı ama çaresiz olduğundan ona.

-Peki söz veriyorum dediğin gibi olsun yeterki sen  o altın topumu oradan çıkar.

Kurbağa:

-Tabiki efendim biraz bekleyin diyerek kuyunun içine atladı.

Aradan çok fazla bir süre geçmemişti ki birden altın top kuyudan çimlerin üzerine  fırladı.

Sevinçle topu kucağına aldığı gibi saraya dönen prensesin arkasından kuyudan çıkan kurbağa,

-Dur,  hemen nereye gidiyorsun ben senin kadar hızlı koşamam ki…

Ne kadar seslensede prenses onu işitmiyordu kısa bir sürede gözden kaybolmuştu.

Sonraki günlerde bahçede prensesi bekleyen kurbağa, onun bir türlü gelmediğini görünce, saraya doğru giderek kapıyı çalmış.

O esnada kral ile yemek masasında sohbet eden prenses, çalınan kapıyı açmak için kapıya yöneldi, kapıyı açtığında karşısında kimsenin olmadığını görünce apıyı kapatmak üzereyken kurbağa:

– Merhaba Prenses içeri girebilir miyim?

Prenses,

-Ya sen niye kapıma kadar gelip beni rahatsız ediyorsun, hemen git buradan diyerek, kapıyı üstüne kapattı.

Tekrar yerine geçerek oturunca somurtan prensese Kral,

– Güzel kızım, ne oldu kapıyı çalan kimdi? Niye morelin bozuldu, bir şeyden mi korktun?

Prenses:

-Hayır babacığım o gelen çirkin bir kurbağaydı.

Kral,

-Ne istiyormuş kızım?

Prenses,

-Dün sarayın  bahçesindeki kuyunun az ilerisinde altın topumla oyun oynarken topum ağacın dalına değdikten yuvarlana yuvarlana kuyunun içerisine düştü.

O kurbağada o anda yanıma gelerek onunla oyunlar oynar ve arkadaş olursam, topumu çıkartabileceğini söyledi.

Bende topu çıkarması karşılığında taleplerini kabul ettim, ama ardımdan geleceğini hiç düşünmedim bile, şimdi ise dışarıda onu içeri almamı istiyor.

Kral:

-Güzel kızım benim eğer birine söz verdiysen her ne olursa olsun, sözünde durmalısın şimdi git ve onu içeri al, demiş.

Kapıyı yönelip kapıyı açan prenses kurbağanın halen orada beklediğini görünce:

-Hadi içeri gir demiş.

Kurbağa sevinç içerisinde zıplaya zıplaya masaya doğru giderek, sandalyenin üzerine zıpladı.

Prenses:

Kurbağanın bu şekilde sandalyenin üzerine zıplamasına kızdı,o anda babasının da kendisine baktığını fark edince kurbağanın sandalyesini kendi yanına çekti.

Masada yemeklerden kurbağa için bir tabak yemek hazırlayarak önüne indirdi. Kendiside istemeye istemeye yemeğini yedi.

Kurbağa:

-Prenses rica etsem biraz çorba daha verebilir misin? Hayatımda böyle nefis bir çorba içmemiştim demiş,

Prense Tabağı alarak biraz daha çorba koyduktan sonra tekrar önüne indirmiş, hiç konuşmadan yemeklerini yemişler.

Kurbağa:

-Her şey için sizlere çok teşekkür ederim, umarım sizleri rahatsız etmemişizdir sayın kralım demiş.

Kral:

-Yok sizi ağırlamak bizim için bir zevkti.

Kurbağa:

– Prenses karnımızı doyurduk, istersen odana giderek biraz dinlenelim, benim çok uykum var demiş,

Prenses,

-Off yeter, sen ne saçmalıyorsun, karnın duymuşsa git dışarıda nerede uyursan uyu, kalk hemen bu saraydan gidiyorsun çirkin şey…

Kral,

– Güzel kızım, bu sarf ettiğin sözler senin gibi iyi yürekli bir prensese hiç yakışmıyor, sen kurbağaya bir söz vermişsin, sebep ne olursa olsun sözünü tutmak zorundasın, bizler bir söz verdik mi asla sözümüzden dönmeyiz, demiş.

Prenses parmaklarının ucuyla kurbağayı tutarak odasına götürmüş, onu bir köşeye bıraktıktan sonra

– Benden uzak dur! Orada yat, sakın ola bana yaklaşma!

Kurbağa:

-Çok yorulmuşum, o yüzden  güzel bir uyku çekmek istiyorum, eğer bir daha bana kötü davranırsan seni krala şikayet ederim.

Prenses:

-Sen laftan anlamıyor musun ben seninle arkadaş olmak istemiyorum anlasana… Diyerek kurbağayı tuttuğu gibi duvara fırlattı.

Sonrada yatağına uzanan prenses, kurbağanın hareketsiz bir şekilde sessiz kaldığını görünce,

– Kurbağa, kurbağa diye seslenmiş.

Kurbağanın ses çıkarmadığını görünce onun yanına giderek parmak ucuyla dokundu ama yine hareketsizdi.

kurbağayı avuçlarına alan prenses yaptıkları yüzünden büyük üzüntü duymaya başladı o yüzden kurbağa ne olur gözlerini aça diyerek ağlamaya başladı.

O kadar çok üzülmüştü ki, kurbağayı öpmeye başladı ardından onu yatağın üzerine güzelce indirerek yanına uzandı.

Çok geçmeden kurbağa  gözlerini açarak yataktan zıpladı, daha havadayken birden yeşil  gözlü, çok yakışıklı bir prense dönüşüverdi.

Gördükleri karşısında ilk başta korkan prenses,

-Olamaz böyle bir şey sen bir kurbağa prens, bu nasıl olur hani kurbağa nerede sende kimsin demiş.

Kurbağa Prens,

-Korkma güzel prensesim, ben o çirkin kurbağayım, sana başımdan geçenlerin hepsini anlatacağım rica etsem önce bana bir bardak su ikram edebilir misiniz?

Hemen masanın üzerinde bulunan su ibriğini alarak bardağa su doldurup kurbağa Prense uzatan prensese…

-Su için çok teşekkür ederim, ben daha önce çok şımarık ve bencil bir prenstim çevremde bulunan hayvanlara zarar veriyordum.

Öylesine kötü bir hayat sürerken bir gün bir orman perisi ile karşılaştım.

Peri:

-Sen çok  zalim bir prenssin, bu hayvanlara bu kadar eziyet etmeye hiç hakkın yok, onlarında senin gibi değerli birer  varlık olduğunu unutma.

Bende periye,

-Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Ben bu ülkenin kralının oğlu veliaht prensim,  bu ormanda benim malım olduğundan dilediğim her şeyi yaparım, sen buna karışamazsın

Peri,

-Buranın mülkiyeti size ait olabilir ama  tüm hayvanların sahibide evreni yaratandır sen değilsin, masum hayvanlara eziyet etmeye de  hakkın yok! Deyince.

Ben periye

– Kaybol buradan seni mi dinleyeceğim dedim, o anda orman perisi birden dev bir kadına dönüşerek bana

-Seni gidi küstah prens seni en iyisi çirkin bir kurbağaya dönüştüreyim diyerek…

Beni bir kurbağaya dönüştürdü.

Yaptığım yanlışı anladım bu seferde orman perisine beni bağışlaması için çok yalvardım ama artık iş işten geçmişti, beni affetmedi.

Bana son sözü

– Büyünün nasıl bozulacağını sana söyleyeyim mi? Bende ona söylemesi için yalvardım

Peri:

– Doğadaki  canlıları pek sevmeyen bir prenses bulup,  sana güzel  davranmasını sağlarsan eğer o zaman büyü bozulur dedi ve ortadan kayboldu.

Sessiz  bir şekilde kurbağa prensi can kulağıyla dinleyen prenses, ona yaptıkları için kendisinden utanmaya başlamıştı.

Prens,

Sakın üzülmeyin olan oldu önemli olan bu günden sonra onlara kötü davranmamak ve tüm canlılara  karşı nazik davranmak.

Prenses:

-Bu yaşadıklarım benim için büyük bir ders oldu, artık herkese karşı nazik ve kibar bir şekilde muamele edeceğim.

Kurbağa Prens:

-Prenses size bir itirafta da bulunmak istiyorum, sizi ilk gördüğüm o günden beri aklımdan hiç çıkmadınız, ben size aşık  oldum, sizi babanızdan istesem benimle evlenir misiniz?

Prenseste onu gördüğü andan itibaren kalbi hızla çarpmaya başlamış ve ondan hoşlanmıştı, o yüzden hiç tereddüt etmeden prense.

– Sizin eşiniz olmaktan onur duyarım prensim demiş.

Kırk gün süren güzel bir düğünle evlenmişler artık her karşılaştıkları hayvanlara iyi davranmışlar onları gören orman perisi de daima gülümsüyormuş.

Kurbağa Prens Masalı ‘nı okurken eğlendiğinizi umarız diğer masallarımız için  Prenses Masalları ‘nı ziyaret edebilir veyahut Prenses Hikayeleri Altın Yengecin Mutlu Sonu hikayesini okuyabilirsiniz.

Ayrıca kontrol et

Keloğlan İle Padişah

Keloğlan ile Padişah Masalı

En güzel Keloğlan hikayelerinden biri olan Keloğlan ile Padişah Masalı ‘nı beğeneceğinizi umarız. Bir varmış …

Papağan İle Çakal

Papağan İle Çakal

Çok güzel iyi uykular Masalları arasında bulunan Papağan İle Çakal Masalını beğeneceğinizi umarız. Evvel zaman …

Karganın Oyunu

Karganın Oyunu

Eğitici çocuk masalları arasında bulunan karganın oyunu masalını beğeneceğinizi umarız. Bir varmış bir yokmuş evvel …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir