Elflerin Yardım Ettiği Ayakkabıcı

Elflerin Yardım Ettiği Ayakkabıcı

Abone Ol google news

Cüceler ve Ayakkabıcı Masalı‘nda gece yarısından sonra cüce olan elflerin yardım ettiği ayakkabıcının dükkanına giderek onun tezgahın üzerine bıraktığı ayakkabı derilerinden şahane ayakkabılar dikmelerini konu edinen güzel bir Klasik Masal. İyi okumalar.

Ayakkabıcı ve Küçük Cinler Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde şirin bir kasabada karısıyla birlikte kendi halinde yaşayan bir ayakkabıcı varmış.

Ayakkabıcı gece gündüz çalışarak ürettiği ayakkabılarını, pazardaki işyerlerine satarak geçimini sağlamaya çalışıyor, o kadar çok çalışmasına rağmen yeteri kadar kazanamıyordu.

Kazandıklarının büyük bir kısmıyla ayakkabı malzemesi aldığından, kalan kısmıyla ancak geçimlerini sağlayabiliyorlardı.

Günler bu şekilde geçip giderken bir gün eve bir şey almak zorunda kaldığından ayakkabı yapmak için malzeme alacak parası kalmamış, iş yerinde ise sadece iki ayakkabı yapabilecek kadar deri parçası kalmıştı.

İşyerine giden ayakkabıcı o deri parçasını eline alarak kendi kendine,

“Ben bu deriyle, şuana kadar yapılmış olan en güzel ayakkabıyı yapacağım.” diyerek masanın başına geçip, deriyi kesmeye başlamış. Gün batana kadar da kesme işini yapmış.

Artık sıra o kestiği deri parçalarını birleştirmeye gelmişti, saatin  epey ilerlediğinin farkına varınca da derileri masanın üzerine güzel bir şekilde indirerek kendi kendine:

“Bugün çok çalıştım eşim merak etmiştir. En iyisi eve gideyim sabah ola hayrola erkenden gelir bu  ayakkabıyı tamamlarım.” diyerek dükkanın darebelerini indirip evine gitmişti.

Ayakkabıcı sabah olunca erkenden kalkarak eşinin hazırlamış olduğu kahvaltıyı yaparak eşine teşekkür ettikten sonra ona,

“Görüşürüz benim bir tanecik güzel eşim. Bugün dükkandaki son günüm yakında bu yoksulluktan kurtulacağız.” diyerek evden ayrılmış.

Eşine verdiği umudun boş bir umut olduğunu da biliyordu. Kapıdayken karısına gülümseyerek iş yerine doğru yürümeye başlamıştı.

Ayakkabıcı dükkanını açarak içeri girdiğinde gördükleri karşısında şok olmuştu. Çünkü masada çok güzel ve ince işlemeleri olan bir çift ayakkabı vardı.

Etrafa bakınan adam kimseyi göremeyince “kim yaptı bunları” diyerek düşünmeye başladı.

Nasıl olduğunun bir türlü çözemeyen ayakkabıcı en sonunda, her neyse kimlerin yaptığını sonra öğrenirim, vakit çok geç olmadan şu muhteşem ayakkabıları alarak, “pazarda satmaya gitmeliyim” diyerek pazara doğru yürümeye başladı.

Pazara varınca o ayakkabıyı tezgaha indirir indirmez görenlerin hepsi onu satın almak için neredeyse birbiriyle yarıştılar, alıcılardan bir tanesi yüksek fiyat verince ayakkabıyı ona sattı.

Sattığı ayakkabının büyük bir parça deri alarak dükkânına geri döndü ve derileri güzel bir şekilde kesmeye başladı.

Saat epey geç olunca yine bitirmediği ayakkabıları dükkanda bırakarak eve gitti. Eve ulaşınca sofranın başında eşinin uyuyakaldığını görünce sessizce eşinin yanağını öperek onu uyandırdı ve karısına o gün olanları anlattı.

Eşi: “Bu duruma çok sevindim, gün doğmadan neler olacağını insan bilmiyor. Her doğan gün yeni bir kapı açılıyor, sen bu çalışkanlığınla er ya da geç hak ettiğin parayı kazanacaksın.” demiş.

O gece rahat bir uyku çeken ayakkabıcı, sabah erkenden kalkarak heyecanlı bir şekilde o ayakkabıları yapmak için işyerine doğru gitti.

İşyerini açtığında,  yine şaşkın bakışlar içerisinde etrafına bakınıyordu. Çünkü dün akşam bıraktığı derilerden çok güzel üç çift ayakkabı olduğunu görmüş.

Ayakkabıcı kendi kendine:

“Aslında bu bir mucize, ben onca yıl gece gündüz durmadan para kazanmak için uğraştım ama bir türlü kazanmayı başaramadım. Şuan kim olduğunu bilmediğim birileri bana yardım ediyor ve para kazanıyorum, bunlar her kimse onlara minnettarım çünkü dünyadaki en güzel ayakkabılar bunlar.” demiş.

Ayakkabıları aldığı gibi pazara doğru yol almış. Tezgaha koyduğu ayakkabıları da çok güzel bir fiyata sattıktan sonra ayakkabı yapmak için biraz daha deri alarak dükkanına geri dönmüş.

Ayakkabıcı 6 çift ayakkabı yapacak kadar deriyi usta bir şekilde kestikten sonra masanın üzerine bırakarak evine gitti.

Sabah olunca da iş yerine girince masanın üzerinde onu bekleyen birbirinden güzel altı çift ayakkabı vardı.

“Sen her kimsen ve sesimi doyuyorsan… Bu ne güzel ustalıktır. Ben sana minnettarım artık parasız değilim eşimle mutlu ve rahat bir hayat sürdürüyoruz.”

O günden sonra ayakkabıcı kestiği deri parçalarını bilmediği maharetli ellere bırakıp gidiyor, sabah oluncada masada birbirinden güzel ayakkabı çeşitlerini görüyordu.

Bu şekilde aylar geçmişti, ayakkabıcı sattığı ayakkabılar nam salınca o kadar çok para kazanmıştı ki, kendisine güzel bir köşk satın almıştı.

Bir gün köşklerinde eşiyle oturmuş kahvelerini yudumlarken ayakkabıcı,

“Hayatım, daha birkaç ay önce ne haldeydik şimdi ne halde! Hayatımız birden nasıl değişti? Aslında insanın şansının yaver gideceği günü beklemesi gerekiyormuş. Her ne yapılırsa yapılsın bir yerlerden destek gelmeyene kadar da kazanamıyormuş.”

Karısı: “Gerçekte bu konuda haklısın, sen o kadar gayret ettin olmadı ama sana bir yerlerden gelen bir yardım ile bu hale geldik, aslında merak ettiği şu güzel ayakkabıları yapanının kim olduğudur. Aylardır oldu hala öğrenmedik. Ona teşekkür için güzel hediyeler alıp ağırlamamız lazım.”

Kocası: “Evet, doğru söylüyorsun, bize yardım eden o kişiyi unutmamamız gerek, onun kim olduğunu öğrenip ona teşekkür etmenin bir yolunu bulmalıyız.”

Karısı: “O ayakkabıları gece olunca yapıyor, onunla nasıl tanışacağız peki?”

Kocası: “Aslında bu konuda bir düşüncem var dükkanda saklanır, onun kim olduğunu görürüz.”

Karısı: “Evet, aslında güzel bir fikir en azından ona yardımları için teşekkür ederiz.” demiş,

Ertesi gün ayakkabıcı pazardan döndükten sonra her zaman olduğu gibi derileri kesti, akşam olunca karısı hazırladığı yemeklerle işyerine geldi.

Önceden planladıkları gibi dükkanı kapatan ayakkabıcı karısıyla birlikte işyerindeki dolabın arkasına saklanıp beklemeye başlamışlar

Gece yarısı olunca ayakkabıcı ve karısı sesler işitmeye başladı. Birisi çok güzel bir şarkı söylüyordu. O zaman dolabın arkasından sessizce bakmışlar, birde ne görsünler üzerlerinde yırtık ve eski kıyafetler bulunan iki küçük elfin pencereden içeri girdiğini görmüşler.

Cüceler işyerinde dans ediyor havaya zıplıyordu. Ayakkabıcı ve karısı onlar kadar mutlu olan birilerini görmemişlerdi.

Biraz dans ettikten sonra masaya oturarak ayakkabı yapmaya başladılar. Ayakkabıları öylesine ustalıkla yapıyorlardı ki ayakkabıcı hayretler içerisinde onları seyrediyorlardı.

Ayakkabıları bitirdikten sonra oradan ayrıldılar. Ayakkabıcı ve eşi neşe içerisinde sessizce onları izlemişlerdi.

Ayakkabıcı: “Demek ki aylardır bize yardım eden bu küçük cücelermiş, onlara teşekkür etmenin bir yolunu bulmalıyız.

Karısı: “Evet, elbiseleri de çok eski ve yırtıktı onlara güzel giysiler dikeriz.

Ayakkabıcı: “Bu muhteşem bir fikir ben onlar için yeni ayakkabılar dikmeye sende giysiler dikmeye başla.” demiş.

İkisi beraber onlar için hediyeler hazırlamak için çalışmaya başlamış ve kısa bir süre sonra birbirinden güzel gömlek, ceket, pantolon ve ayakkabılar dikmişlerdi

Karısı: “Bunlar o küçük Cinlerin üzerinde muhteşem görünecek, şimdiden onları bu elbiselerle görmek için sabırsızlanıyorum, yarın Noel arifesi olduğundan işyerini gündüzden süsleriz bu hediyeleri ise masanın üzerine koyarız.” demiş.

Elflerin Yardım Ettiği Ayakkabıcı

Karı koca sabah erkenden kalkarak işyerine giderek dükkanı süslemeye başladılar, diktikleri giysileri masanın üzerine koymuşlar ve akşam olunca da dükkanı kapatarak dolabın arkasında saklanmışlar.

Gece yarısından sonra Elflerin seslerini işitmişler, Cüce elfler yine pencereden şarkı söyleye söyleye girmiş, güzel bir şekilde dans ettikten sonra masanın üzerine geçince şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

Cüce Elflerden biri diğerine… “Bugün dikeceğimiz ayakkabı malzemeleri nerede yoklar?”

Diğeri, “Baksana bizler için ne kadar güzel giysiler ve botlar hazırlayarak masaya bırakmışlar minnettarlıklarının göstergesi herhalde, üstelik her yeri süslemişler, demek ki diktiğimiz ayakkabılardan memnun kalmışlar.” demiş.

Cüce Elfler o giysileri ve ayakkabıları giyerek şarkı söyleyip dans ettikten sonra geldikleri gibi dükkandan ayrılmışlar.

Ayakkabıcı ve karısı Cüceleri sessiz bir şekilde izliyor. Giysileri beğenmelerine de çok sevinmişlerdi.

Ayakkabıcı ve karısı onlar işyerinden ayrıldıktan sonra gizlendikleri yerden çıkarak evlerine doğru yürümüşler.

Ertesi gün işyerine giderek kestiği derileri masanın üzerine bıraktı ve dükkanı kapatarak eve geri döndü, ertesi sabah erkenden kalktığı gibi dükkana giden ayakkabıcı kestiği derilerin olduğu gibi masada olduğunu gördü.

Cüce Elfler işyerine gelmemişti. Evine geri dönen ayakkabıcı karısına,

“Cüce Elfler’e bir şey mi oldu dün akşam gelmemişlerdi. Sorunda değil yeterince bize yardım ettiler zaten, aradan geçen zaman içerisinde ne tür ayakkabılar satıldığını öğrendim.” demiş.

Ertesi sabah işyerine giden ayakkabıcı Elflerin yine gelmediğini görünce, ayakkabı yapmaya başlayan ayakkabıcı, aynen Küçük cinlerin yaptığı türde ayakkabılar yapıyordu.

Bu şekilde çok zengin biri haline gelmişti, çevresindekilere yardım eden sevilen biri olmuştu. Bu şekilde mutlu ve huzurlu bir ömür geçirmişler.

Elflerin Yardım Ettiği Ayakkabıcı Masalı, okurken eğlendiğinizi umarız. Bu güzel Gümüş Gözlü Dev: Bir Sevgi Hikayesi de ilginizi çekebilir.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Pamuk ile Tekir Masalı
Pamuk ile Tekir Masalı
Kral Midas Hikayesi
Kral Midas Hikayesi
Kötü Alışkanlıklar Hikayesi
Kötü Alışkanlıklar Hikayesi
Cesur Pembe Bulut Hikayesi
Cesur Pembe Bulut Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.