Kel Oğlum Keleş Oğlum Hikayesi

Kel Oğlum Keleş Oğlum Hikayesi

Abone Ol google news

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, koca koca dağların bulunduğu büyük bir şehre çok yakın bir köyde, yaşlı bir kadın ile oğlu, derme çatma olan küçücük evlerinde, kimi zaman aç kimiz zaman tok bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlarmış.

Yaşlı kadının oğlunun kafası kel ama aklıda pek biriymiş. Zeki olmasına çok zeki ama biraz da tembel olduğundan, çalışmasını hiç sevmez. Annesi onu çalışmak için bir yere gönderdiğinde gitmemek için türlü türlü bahaneler uydururmuş.

Bir gün annesi “A benim Kel oğlum keleş oğlum, ben artık iyice yaşlandım. Sen kendine bir iş bulamazsan. Bu kış ne yakacak odunumuz, ne de yiyecek aşımız olur.”

Keloğlan “Sen hiç merak etme benim güzel anam, ben seni saraylarda yaşatacağım.” Der başkada hiçbir şey demezmiş.

Yaşlı annesi oğlunun yine çalışmayacağını bildiğinden, sabah erkenden kalkar köyün dışındaki küçücük tarlalarına giderek akşama kadar durmadan çalışırmış.

Keloğlan ise, öğlene doğru uykudan kalkıp, köyün meydanına gider, meydanın ortasında bulunan çeşmenin yanındaki ağacın altında boş boş oturur, akşamüzeri eve geri dönermiş.

Günler bu şekilde geçip, giderken bir gece rüyasında köyün yakınındaki dağın tepesinde ak sakallı bir adam gören Keloğlan, sabah kalkar kalkmaz eşeği Karakaçan’a binerek rüyasında gördüğü dağa doğru gitmiş.

Öğlen olmadan dağın tepesine varan Keloğlan, eşeğinden inerek, etrafa bakına bakına yürümeye başlamıştı. Çok geçmeden karşısına çıkan küçük mağaranın içine giren Keloğlan, rüyasında gördüğü ak sakallı adamın mağarada oturduğunu görünce şaşkınlıkla “ Merhaba dedeciğim.” Der demez yaşlı adam “Yaklaş bana Kel oğlan, keleş oğlan.” Demiş.

Keloğlan şaşırmıştı. Adamın işaret ettiği yere oturarak sessizce beklemeye başlamış. Yaşlı adam heybesinde çıkardığı bir çaydanlığı ona uzatarak “ Sen çok tembel bir delikanlısın ama içinde hiç ama hiç kötülük yok. O yüzden bu sihirli çaydanlık senin. Onu iyi sakla kötü kalpli kişilerin eline geçmemesi lazım.”

Keloğlan merakla çaydanlığı eline alarak, “Sihirli çaydanlık mı?” diye sormuş.

Yaşlı adam Sihirli çaydanlığı ovduğu zaman, içinden sihirli bir cinin çıktığını, ondan her ne isterse onu yaptığını anlattıktan sonra. “Onun artık sahibi sensin. Kimsenin ondan haberi olmamalı.” Demiş.

Çok sevinen Keloğlan, yaşlı adama teşekkür ettikten sonra Eşeği karakaçanı da alarak köye doğru yola koyulmuş.

Köye girmeden önce merakla Sihirli çaydanlığı heybesinden çıkartarak ovmaya başlamış. Çaydanlıktan çıkan Cin “Sahip, dile benden ne dilersen.” Demiş.

Şaşıran keloğlan şaşkınlıktan ilk başta ne isteyeceğini bilememiş. Ama epey bir aç olduğundan “Karnım, aç böyle güzel yiyecekler istiyorum.” Demiş.

Çaydanlık Cini, Keloğlan’ın önüne padişahların bile bulamadığı nefis yiyecekler indirmiş. O yiyecekler ile bir güzel karnını doyurduktan sonra eşeğine binerek eve gitmiş. Eve vardığında onun sevinçli olduğunu gören annesi “A Benim Kel oğlum keleş oğlum, nerelerdesin yine.” Diye sormuş.

Keloğlan gördüğü rüyayı ve sonrasında dağa giderek gördüğü yaşlı adamın kendisine verdiği sihirli çaydanlıktan bahsetmiş. Ardından çaydanlıktaki cini çağırarak, annesi için bir sofra kurmasını istemiş. Annesi bir güzel karnını doyurduktan sonra da Keloğlan Çaydanlık Cinine “ Köyün en güzel yerinde bizim için büyük bir saray yaptır.” Demiş.

Cin “Tamam efendim.” Diyerek köyün dışında onlara hizmet edecek bir sürü hizmetçinin bulunduğu büyük bir saray yaptırmış.

Sabah olunca annesini alarak saraya götüren Keloğlan, Saraya yerleştikten sonra annesini padişahın kızı Gülcan Sultan’ı istemesi için saraya göndermiş.

Keloğlan’ın o büyük sarayı tüm ülkenin dilindeydi. Saraya giderek Padişahın huzuruna çıkan kadın “Padişahım, benim tembel ama bir o kadar da iyi kalpli bir keleş oğlum var. Halimiz vaktimiz gayet yerinde Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınız Gülcan Sultanı biricik oğlum Keloğlan’a istiyorum.” Demiş.

Bir süre düşünen Padişah, “Şimdi ben kızımı hak eden biriyle evlendirmek istiyorum. Madem oğlunda akıllı ve kendisine güveniyor. Bu hafta sonu düzenleyeceğim yarışmaya katılsın. Yarışmayı kim kazanırsa kızımı onunla evlendireceğim.” Demiş.

Saraya dönen kadın üzgün bir şekilde “A benim kel oğlum keleş oğlum. Padişah hafta sonu bir yarışma düzenliyor. O yarışmayı kim kazanırsa kızını onunla evlendirecek.” Demiş.

Gülümseyen Keloğlan “Sen merak etme benim güzel anam, ben sana gelin olarak padişahın kızını getireceğim.” Demiş.

Hafta sonu düzenlenen yarışmaya katılmak için saraya giden keloğlan, Çaydanlık Cininden hiç yardım almadan yarışmaya katılmış.

Padişahın sorduğu tüm sorulara akıllıca cevap veren Keloğlan’a kızını vermiş.  Keloğlan ile Gülcan Sultan günlerce süren büyük bir düğünle evlenmiş.

Keloğlan herkesten gizlediği, sihirli çaydanlık için gizli bir yer yaptırarak onu oraya saklamış. Annesi ve eşi Gülcan Sultan ile birlikte kocaman saraylarında bir ömür mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmüş.

Bu güzel Kel Oğlum Keleş Oğlum Hikayesi de burada son bulmuş.

Bu masallar da ilginizi çekebilir.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Çok Komik Hacivat Karagöz Telefon İşi Diyaloğu
Çok Komik Hacivat Karagöz Telefon İşi Diyaloğu
Kraliçe Arı Masalı, uyku getiren masallar
Kraliçe Arı Masalı
Kaplumbağa ve Akbaba
Kaplumbağa ve Akbaba
Çürük Diş Masalı
Çürük Diş Masalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.