Keloğlan ile Padişah Masalı

Keloğlan İle Padişah

Abone Ol google news

Keloğlan ile Padişah Masalı’nda yaptığı iyilik karşılığı yılan padişahın sihirli mührünü alan Keloğlan’ın başına gelenleri konu edinen harika bir Keloğlan Masalı. İyi okumalar.

Keloğlan İle Padişah

Bir varmış bir yokmuş,  Allah’ın yer yüzünde sevdiği kulu çokmuş, güzel bir diyarda bir Keloğlan ve bir de onun anası varmış.

Keloğlan ve anası yalnız başına eski bir köy evinde otururlarmış, günün birinde anası Keloğlan’ı yanına çağırıp biraz altın uzattıktan sonra ona demiş ki:

“Al oğlum, babadan kalmış olan altınlar bunlar, hemen kasabaya giderek bozdur. Sonrada bir usta getirerek şu ev başımıza yıkılmadan tamir ettirelim.” demiş.

Keloğlan altınları almış, kasabaya giderken bir gurup adamın bir kediye eziyet ettiğini görünce hemen ortaya atılarak onlara: “Alın şu altınları da şu zavallı kediyi dövmeyi bırakın,” demiş.

Altını alan adamlar kediyi bırakırlar, Keloğlan, kediyle birlikte yoluna devam eder. Bir süre yol gittikten sonra bu seferde yine üç kişinin sopayla bir köpeği dövdüğünü görünce hemen onlara müdahale ederek:

“Ağalar durun ne yapıyorsunuz, alın şu altını da o şu zavallı hayvanı dövmeyi bırakın,” der.

Adamlar altını alınca köpeği bırakırlar bu sefer yanında hem köpek, hem de kedi olduğu halde kasabaya doğru yoluna devam eder.

Tam kasabaya yaklaştıkları sırada yine bir kalabalıkla karşılaşır, bu seferde büyük bir yılanın peşine düşmüşler, yine Keloğlan dayanamaz onlara: “Şu bir altını alında o zavallı yılanı serbest bırakın.” der.

Oradakiler altını alınca yılanı rahat bırakırlar, bu şekilde yılanı da kurtarır.

Yılan Keloğlana: “Hey Keloğlan ben yılanlar padişahının çocuklarındanım,  babamla bir konuda tartıştık bende buraya saklandım. Ama o adamlar yerimi buldular, sen gel beraber babamın yanına gidelim” der.

Bu teklifi kabul eden Keloğlan, yılan ile birlikte yılan padişahın yanına giderler.  Şehzade yılan başına gelenleri babasına anlatınca padişah yılan,  bu duruma çok sevinir ve Keloğlanı mükafatlandırmaya karar verir.

“Keloğlan sana çok teşekkür ederim, dile benden ne dilersen, her dileğini yerine getireceğim.” der

Tam bu esnada yılan padişahın oğlu, Keloğlan’ın kulağına fısıldayarak, dilin altındaki o mührü istemesini söyler.

Keloğlan ne olduğunu bilmese de: “ Dilinizin altındaki Mührünüzü istiyorum,” demiş

Yılan Padişah: “ Sen benim en kıymet verdiğim hazinemi istiyorsun ama yine de oğlumu kurtardığın için sana vereceğim.” der.

O Mührü keloğlana uzatarak ona: “Sen bu mühre ne emredersen onun yerine getirir.”

Keloğlan, padişah yılana teşekkür ettikten sonra müsaade isteyerek, kedi ve köpeğiyle evine geri döner.

Oğlunun boş geldiğini gören anası, onu dinlemeden epey bir azarlar, ertesi gün Keloğlan anasına:

“Ana gidip bana padişahın en küçük kızını iste,” der.

Anası şaşkınlık içerisinde “sen ne diyorsun olmaz oğlum, koskoca padişah hiç kızını sana verir mi?” Demiş.

Keloğlan o kadar çok ısrar eder ki, artık yapacak bir şeyi olmayan kadıncağız çaresizce saraya giderek padişahtan küçük kızını Keloğlan’a ister.

Padişah da: “ Tamam, ama bir şartım var, sarayımın karşısına daha güzel bir saray yaptırırsanız eğer kızımı oğluna veririm.” der.

Anası çaresizce eve dönerek olanları Keloğlan’a anlatır. Gülümseyen Keloğlan anasına: “ Sen niye üzülüyorsun güzel anam, kralın dediği gerçekleşecek ,” der.

Hemen mührü çıkartarak ona “ padişahın sarayının karşısına büyük bir saray yapmasını ister.”

Ertesi gün padişah uyandığında koskocaman bir saray olduğunu görünce epey şaşırmıştı ve söz verdiği için çaresiz olarak kızını Keloğlan’a verir.

Keloğlan yeni sarayında prensesle beraber 40 gün süren bir düğünle evlenirler, mührü ise en güzel köşede saklar.

Günlerden bir gün Keloğlan sarayda yokken, bu mührün varlığından haberdar olan birisi, boncukçu kılığında saraya giderek prensese güzel boncuklar vererek karşılığında ise eski boncuk ve ne varsa onları aldığını ve para almadığını söyleyince

Prenses, gereksiz oluğunu düşündüğü mühürle birlikte biraz daha boncuğu getirir ve satıcıya verir.

Uyanık adam mühürü aldığı gibi saraydan uzaklaşır, çok geçmeden Keloğlan’ın sarayı olduğu yerde yığılıp kalır.

Bu duruma kızan Padişah ise kızını Keloğlan’dan alarak Keloğlanın saraya alınmamasını emreder. Akşam olunca kedi ve köpeğiyle eve dönen Keloğlan olanları işittiğinde üzüntüden renkten renge girer.

Bu sırada kedi Keloğlana “ Üzülme mührü ben bulurum ama şu gölü geçmem lazım” demiş

Köpek: “ Öyleyse sen gel sırtıma bin ben seni gölün karşı tarafına geçiririm.” demiş

Kedi köpeğin sırtına biner ve gölün karşısına geçerler. Uyanık adamın evinin önüne ulaştıklarında, köpek kapıda beklemiş, kedi ise hemen küçük sopa bularak ucuna acı biber sürmüş.

Açık olan pencereden içeri girmiş uyanık adam uyurken sopanın ucunu adamın burnuna sokmuş.

O acı yüzünden adam hapşırmış ve dilinin altındaki mühür dışarı fırlamış. Kedi hemen mührü tuttuğu gibi dışarı çıkmış. Gölün yanına vardıklarında köpeğe binmiş, beraber mührü getirip Keloğlana vermişler.

Bunun üzerine Keloğlan tekrardan sarayına ve karısına kavuşmuş o günden sonra karısı ve anası ile birlikte mutluluk içinde yaşamışlar.

En güzel Keloğlan hikayelerinden biri olan Keloğlan ile Padişah Masalı ‘nı okurken eğlendiğinizi umarız diğer hikayeler için Keloğlan Masalları kategorimizi inceleyebilir dilerseniz Keloğlan ile Prenses Masalı ‘nı okuyabilirsiniz.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Yarım Leblebi Masalı
Yarım Leblebi Masalı
Ugur-Bocegi-Masali
Uğur Böceği Masalı
Sağır Kurbağa Hikayesi
Sağır Kurbağa Hikayesi
Mor Kavanoz Masalı
Mor Kavanoz Masalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.