Maşa İle Koca Ayı Masalı

masa-ile-koca-ayi-hikayesi

Abone Ol google news

Çok gariptir ki bazen çocuklar beklenmedik yerlerde bazı korkulara sahip oluyorlar. Maşa ile Koca Ayı Masalı da İşte öyle bir masal. Hadi beraber okuyalım.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde mert ismindeki küçük bir çocuk, hayatında ilk defa bir tramvaya binmişti. Onun karşısında oturmuş olan yaşlı bir teyze karşısındaki adama yüksek sesle; denizde yüzerken, belirlenmiş sınırların dışına çıkıldığında, başına gelebilecekleri masal anlatır gibi anlatıyormuş.

En sonunda yaşlı Teyze o adama “Denize yüzmek için girip de sınır olarak belirlenmiş dubaları aşan veyahut yüzülmemesi gereken yerlerde yüzen çocuklar. Çoğu zaman Blooog, bloooog diyerek boğulma tehlikesi yaşarlar.” Demiş.

Teyze, “Denize yüzmek için girip de sınır olarak belirlenmiş dubaları aşan veya yüzülmemesi gereken yerlerde yüzen çocuklar. Çoğu zaman blooog, bloooog diyerek boğulma tehlikesi yaşarlar.” Demiş.

Teyzenin anlattıklarından etkilenen Mert, o günden sonra denizden, sanki çok tehlikeli bir şeymiş gibi kaçmaya başlamıştı.

Ya Tatilinde arkadaşlarıyla beraber kampa giden Mert, suya girerse, bir şeyin onun ayağından tutarak denizin dibine çekeceğini düşünerek denize girmekten vazgeçmişti. Kampta bulunan tüm çocuklar keyifle yüzerlerken o ise iskelede oturup, öylece denize bakıyormuş.

Mert, o anda sudan o kadar çok korkmaya başlamıştı ki, artık sabah kalktığında yüzünü suyla yıkayamaz olmuş. Bir süre sonra da yemeklerden önce ve sonra ellerini de yıkamaz olmuştu.

Doğru dürüst yıkanmayan mert, zamanla tanınmayan bir hal almaya başlamıştı. Onu gören bazı çocuklar ona soğuk davranmaya, bazıları ise korkudan ağlayarak kaçmaya başlamıştı.

Günler bu şekilde geçip giderken Mert gittikçe farklılaşmış ve bir domuza benzeyivermişti. Onu gören kamp liderleri çığlık atarak kaçmaya başlamış. Yüzme koçu ise hemen odaya saklanmıştı.

Yüzme Koçu, domuz gibi görünen Mert’in kendisini bulamayacağını düşünmüştü. Ama yüzme koçu o kadar kiloluymuş ki onu görmemek mümkün mü?

Mert odaya girerek “Koç niye saklanıyorsun benden.” Diye seslenmiş.

Koç “İmdat! Yardım edin domuza benzeyen bir kurt adam, buraya gelmiş.” Diye bağırmış.

Mert hiç yıkanmadığı için bir domuza benzeyivermişti. O yüzden kamptaki diğer çocukların yanında kalmaya devam edememişti. Çünkü onu yakalayan kamp görevlileri onu diğer hayvanların kaldığı ahıra koymuşlar.

Olanlara bir anlam vermeyen Mert kendi yansımasını camda görünce, çok üzülmüş ve korkusunu yenmesi gerektiğini anlamıştı. Eğer bu korkusunu yenemezse herkes kendisinden kaçacak, kimse onunla arkadaş olmayacaktı.

İşte o gün korkusuyla yüzleşmeye karar vermişti. Ahırdan çıkar çıkmaz denizin yanına giderek gözlerini kapatmış ve birden denize atlayıvermiş. Denize girdiği yerde kendisi gibi küçük çocukların yüzdüğü sığ sularmış.

Korktuğu gibi hiçbir şey olmamıştı. Mert o kadar çok mutlu olmuştu ki, hemen banyo yapmak için odasına koşmuş.

Güzelce yıkanan Mert o günden sonra her gün yüzmeye, yüzünü yıkamaya ve dişlerini fırçalamaya başlamıştı. Yaz kampının sonunda ise eskisi gibi sevimli ve temiz küçük çocuk olmuştu.

Annesi onu kampın sonunda almaya gelince yanağına özlem dolu bir öpücük kondurmuş. Sonrada ona: ” Sudan korkmana hiç gerek yok ama unutmaman gereken çok önemli bir kural daha var o da denizde yüzerken asla açılmamak ve her zaman kurallara uymak lazım. ”demiş.

Maşa ile Koca Ayı Masalları- Kaybolan Yavru Bir Kedinin Hikayesi

Bir zamanlar küçük bir yavru kedi sahibiyle birlikte mutlu bir yaşam sürüyormuş. Bu kedi her ne zaman evden uzaklaşsa kayboluyormuş.

Yine bir gün sahibi onu görmeden dışarı çıkmış. Biraz dolaştıktan sonra eve geri dönmek istemiş. Ama bir türlü evin yolunu bulamamıştı.

Bir oraya bir buraya koşuyor. Ama etrafında tanıdık bir yer bulamayınca bir köşeye saklanarak korkuyla orada beklemeye başlamıştı.

O an sahibine kavuşmayı ve evinde olmayı çok istiyormuş. Yavaş yavaş hava kararmaya başlayınca etrafı binalarla çevrili olan yerde, burunları havada olan köpekler dolaşmaya başlamıştı.

Yavru kedi ise o köpeklere nerede olduğunu sormaktan korkuyordu. Ancak yavru kedinin önünden geçen hiç bir kedi ve köpek onu fark etmemişti. Çünkü hepsi bir şeyler ile meşguldü.

Vakit çok çabuk geçiyordu. Yavru kedi çok acıkmıştı. Ama etrafta yiyecek hiçbir şey yoktu. Çaresizce olduğu yerde uzanıp, yatmaya karar vermişti ki, birden kendisine doğru süzülerek gelen bir şey görmüş.

Yavru kedi: ”Ooo buda ne, yoksa uçurtmamı.” Diye söylenmiş. Sonrada kendisine hızla yaklaştığını görünce korkmaya başlamış.

Kuş ise yavru kedinin yanına konarak “Merhaba Kedicik, ben bir posta güverciniyim. Neden öyle gergin görünüyorsun. Sandviç yemek ister misin?” diyerek çantasından çıkardığı sandviçi kediye uzatmış. Kedi ise hiçbir şey söylemeden sandviçi alıp yemeye başlamıştı.

Posta güvercini ” Yoksa sen yolunu mu kaybettin.” Diye sormuş.

Yavru kedi ise çok aç olduğundan sandviç yemekle meşgulmüş. Karnı bir nebzede olsa doyduktan sonra “Ben kayboldum. Nerede olduğumu da bilmiyorum.”

Posta güvercini ”Peki adresini biliyor musun?”

Yavru kedi düşünmeye başlamış. Ancak bir türlü hatırlayamamıştı: “ Aaaa hatırlayamıyorum keşke adresi kuyruğuma yazsaydım.”

Posta Güvercini “Adres olsaydı evini kolaylıkla bulurduk. Mesela ben hiçbir zaman kaybolmam ve evin yolunu her zaman bulurum.”

Yavru kedi ise üzgün bir şekilde “Anladım ama ben bir posta kedisi değilim ki”

Posta güvercini “Yolunu kaybetmemek için çok fazla uzaklaşma, çok çekingen de olma her zaman yaşlı olan birilerine adres sor. Nasıl bir yere gitmek istediğini tarif et ve sana yardımcı olmalarını söyle.”

“Aaaa. “diyerek kendini toparlayan yavru kedi “Gerçekten çok kolaymış. Mesela sahibimin yüzünde bir sürü çil ve yukarı kalkık bir burnu var. Şekeri çok sevdiğinden cepleri sürekli şekerlerle doludur. Saçları düz ve kırmızımsı renkte, hafif kilolu ve kısa boyludur. İsmi ise Peter. ” demiş.

Güvercin hiçbir şey demeden birden kanatlanıp uçmuş. Yavru kedi ise tekrar yalnız kalmış ve korkmaya başlamıştı.

Çok geçmeden sahibinin sesini işitmiş. “Kediciğim neredesin.” diye bağırıyormuş.

Yavru kedi saklandığı yerden çıkarak sahibine doğru koşmaya başlamış. Sahibi onu tutup kucağına aldığı gibi eve götürüp ona bir kase süt vermiş. Sonrada “İç bakalım kedicik” demiş.

Yavru kedi neşeli bir şekilde “Gözlerime inanamıyorum sonunda evime kavuştum.”

Sahibi “ Ne olmuş sana böyle, üzerine sokakların kiri bulaşmış. Adresin kuyruğunun üzerinde değil tasmanın üzerinde yazıyor. Benim minik kediciğim. O Posta güvercini yanıma gelip, senin nerede olduğunu söyledi.” Demiş.

Yavru kedi çok mutluymuş hemen yemeğini yedikten sonra yatağına geçip, uyumaya başlamış.

İşte böyle sevgili okuyan ve dinleyen arkadaşlar. Olurda bir gün sizlerde kaybolursanız. Sakın telaşlanmayın ve panik yapmayın. Her zaman büyüklerinizden yardım istemeyi de ihmal etmeyin. Ayrıca Anne ve babanızın adresini veya telefon numarasını da ezberleyin çünkü ezberlerseniz çok kolay bulunursunuz.

Daha çok Masal okumaya ne dersiniz.

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Kara Buğday Masal ve Hikayesi
Kara Buğday Masal ve Hikayesi
Şaşkın Civciv Masalı
Şaşkın Civciv Masalı
Nasreddin Hoca ve Eşeği Masalı
Nasreddin Hoca ve Eşeği Masalı
Keloğlan ile Balık
Keloğlan ile Altın Balık Masalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.