Alaaddinin Sihirli Lambası

Aladdinin Sihirli Lambası

Abone Ol google news

Alaaddinin sihirli Lambası Masalı, çok eski kökenli bir halk masalı. İyi niyetli Alaaddin, içinde bir cin bulunan eski bir yağ lambasını bulmasıyla birlikte hayatının tamamen değişmesini konu alan. Dünyada popüler olan ve çok sevilen bir peri masalıdır.

Alaaddinin Sihirli Lambası Masalı

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde arap çöllerindeki bir krallıkta yaşan halk arasında terzilik yaparak geçimini sağlayan yaşlı bir adam, bu adamın Alaaddin adında bir oğlu varmış.

Alaaddin, her gün maymunu ile pazara giderek akşama kadar dolandırmış. oynarmış

Bu şekilde günler günleri kovalarken Alaaddin 16 yaşına bastığında babasını kaybetmişti.

Annesinin çok üzüldüğünü gören Alaaddin ona sarılarak; “Anne babam yok ama ben varım. Bugünden sonra babamın dükkanında ben çalışacağım.” demiş.

Birkaç gün sonra Alaaddin, babasının tezgahının başına geçerek çalışmaya başlamış. O gün bu gün derken bir gün başka diyarlardan gelen, Alaaddin’in daha önce görmediği garip bir yabancı dükkana girerek “Merhaba Alaaddin, ben geldim.” Demiş

Alaaddin şaşkın bakışlarla o yabancı adamı süzmüş ama onu bir türlü tanıyamamıştı.” Kusura bakmayın ama ben sizi tanıyamadım. Daha öncede sizi buralarda hiç görmedim. Kimsiniz? ” diye sorunca?

Gülümseyen yabancı adam: “Haklısın uzun süre önce buralardan göç ettiğimden ve o günden beri buralara gelmediğimden sen beni tanıyamazsın. Sana bakınca hemen tanıdım. Ben senin amcanım.” demiş

Gülümsemeye başlayan Alaaddin ayağa kalkarak “Ooooh hoş geldin amca, aslında babam sizden bahsetmişti.” Demiş

Amcası; “Çok fazla buralarda kalmayacağım sana göstermem gereken bazı yerler var. Orada çok değerli ve gizli hazineler var. Öğrenmek istiyorsan benimle gel.”

Aladdin: “Bir hazine mi?  Bu çok güzel, öyleyse hemen oraya gidelim.” demiş.

Beraber deveye binerek yola koyulmuşlar. O kızgın çöllerde günlerce yol aldıktan sonra dar bir vadinin içerisinde birbirinden ayrılmış iki dağa ulaşmışlar.

Amcası: “İşte burası ne güzel bir yer, çok özledim buraları, ateş yakmamız için biraz çalı çırpı topla.” demiş,

Topladıkları çalı çırpıyla bir ateş yakmışlar, çalılar yanarken amcası ateşin üstüne bir avuç toz serpiştirmiş, ardından bazı büyülü sözler söylemeye başlamış.

O arada sanki yer yarılarak, yerin altı yerin üstüne çıkmış. Üzerinde bir yüzük bulunan düz ve renkli mermer bir taş çıkmış.

Alaaddin heyecanla: “Amca bunlar nasıl oldu, böyle bir şey imkansız ne diyeyim korkmaya da başladım.”

Gülümseyen amca “Sakın korkma yeğenim, sadece benim dediklerimi yap. Şu gördüğün taş varya onun altında senin olacak büyük bir hazine bulunmaktadır. Bu nedenle sana her ne dersem sorgusuz sualsiz onları yapacaksın, ilk önce şu yüzüğü görüyor musun? Git onu al bakalım.” Demiş

Taşın üzerine çıkan Aladdin, yüzüğü eline almış ve hemen birden taşın üstünden aşağı doğru inen basamaklar belirivermiş.

Amcası konuşmaya devam etmiş. “Etrafın altın kaplı olduğu bu merdivenlerden aşağı doğru ineceksin, az ileride neredeyse her türlü meyve ağacının bulunduğu bir bahçe ile karşılaşacaksın. Sakın  hiçbir şeye dokunmadan geç, aksi taktirde olmadık şeylerle karşılaşabilirsin.”

Alaaddin: “Tamam.” demiş.

Amcası: “Bu arada bahçeyi geçtikten sonra yanan bir lamba göreceksin, o lambanın içerisindeki yağı dök ve bana getir.” demiş.

Alaaddin altın kaplı duvarların olduğu alandan dikkatli bir şekilde geçmiş ve amcasının dediği gibi bahçeye ulaşmış.

Bu bahçedeki meyveler o kadar güzel görünüyormuş ki acıkmış olan Alaaddin daldan bir elma koparmış. Anında o elma yakuta dönüşmüş.

Amcasının söylediklerini bir an olsun unutan Alaaddin, bu seferde bir bağ üzüm koparmış, o üzümde anında inciye dönüşmüş.

Bahçenin içerisinde geçerken taşıyabildiği kadar birbirinden farklı türdeki meyveleri toplamış.

Biraz daha ilerledikten sonra amcasının tarif ettiği ama sihirli olduğunu bilmediği lambayı görmüş. Hemen sihirli lambanın içerisindeki yağı yere döküp, sihirli lambayı da meyvelerin üzerine koymuş.

Geldiği yoldan geri dönerken amcası sabırsızlıkla: “Hadi, o elindeki lambayı bana at çabuk ol.” demiş.

Alaaddin: “Amca ellerim dolu gelip bana yardım et.”

Kızan amcası “Hey seni gidi ahmak çocuk, ya o elindeki lambayı bana at, ya da orada sonsuza kadar kal.” demiş,

Öfkelenen büyücü, büyülü sözler söyleyerek merdiven aralığını kapatmış.

Mağarada kilitli kalan Alaaddin: “Amca, amca diye seslenmiş.” Onun sözlerine karşılık vermeyen büyücü için de “Aslında ben o adama güvenmemeliydim.” diyormuş, kendi kendine

Mağarada günlerce kilitli kalan Alaaddin, çaresiz bir şekilde çıkış yolu arıyor ama bir türlü bulamıyormuş.

Çaresizce düşünürken sihirli lambayı eline alan Alaaddin sihirli lambayı evirip çevirirken birden lambanın içerisinden bir cin çıkmış.

Alaaddine “Emrinizdeyim efendim, dileyin benden ne dilerseniz.” demiş.

Alaaddin: “Lütfen beni buradan dışarı çıkartarak eve götürün.” demiş.

Sihirli Lambadaki Cin Alaaddini evine ulaştırmış. Oğlunu merak eden anne ise onu görünce hemen sarılarak: “Bu kadar uzun süredir nerelerdeydin, seni her yerde aradım.”

Alaaddin kendisini merak eden annesine başından geçenleri anlatmış.

Annesi; “Sihirli lambayı eline alarak “Bu çok eski bir şeymiş” diyerek lambayı temizlemek için güzelce bir bezle ovmuş. O anda sihirli lambanın içerisinden dev bir adam çıkmış.

“Buyurun hanımım, dileyin benden ne dilerseniz, elinizdeki o sihirli lamba sizde olduğu sürece ben sizin kölenizim.” demiş,

Aladdinin annesi çok şaşırmıştı, günlerdir pek bir şey yememiş olan annesi cinden yiyecek bir şeyler istemiş.

Aladdinin Sihirli Lambası‘ndaki cin hemen bir yemek sofrası hazırlamış. Gümüşten olan tabaklar içerinde çeşit çeşit yemeklerin bulunduğu bir sofraymış.

Oğlunu çağıran anne ile sofraya oturup bir güzel karınlarını doyurmuşlar. Sonrada anne o gümüş tabakları aldığı gibi pazarda satmaya götürmüş. Gümüş tabaklardan kazandığı parayla da evin eksiklerini almış.

Artık o günden sonra varlık içerisinde sade bir hayat yaşamaya başlamışlar.

Bir gün maymunu ile pazarda yürüyüşe çıkan Alaaddin, dinlenmek için bir yere oturunca birden tellalın sesi duyulmuş.

“Herkes tezgâhlarını kapatarak kenara çekilsin.” diyormuş,

Alaaddin kendi kendine: “Acaba prenses mi gelecek, onu hiç görmedim ama onu mutlaka görmeliyim.” demiş kendi kendine

Hemen karşısında bulunan varilin arkasına giderek gizlenmiş.

Çok geçmeden tahtırevanı ile oradan geçen prenses perdeyi aralayarak etrafa bakarken prensesi gören Alaaddin onun güzelliği karşısında adeta büyülenmiş.

Kendi kendine konuşmaya devam eden Alaaddin “O benim prensesim olmalı bugüne kadar bu kadar güzel ve narinini hiç görmedim.” demiş.

Prenses pazardan ayrıldıktan sonra tezgahlarını açan halkın arasına karışan Aladdin, hızlı bir şekilde eve giderek annesine prensesi anlatmış.

Annesi; “Yiğit evladım, sen bir prensesle evlenmeyi nasıl düşünebilirsin? Bu dediklerini sultan bir duyarsa neler olur biliyor musun?”

Alaaddin: “Annem ben onun için her şeyimi feda etmeye hazırım. Yeterki sen saraya giderek benim için prensesi iste. Hediye olarak da şu mücevhere dönüşmüş olan meyvelerden götür.”

Israrcı olan Aladdinin istediklerini yapan anne, sabah erkenden mücevherleri de yanına alarak ipek bir kumaşa sarmış ve sarayın yolunu tutmuş.

Sarayın girişinde bulunan askerler anneyi içeri almamışlar. Durumu Sultana ileten askerler, sultanın ipek kumaş içerisinde olanları merak etmesi üzerine: “Peki öyleyse, o kadını içeri alın.” demiş,

Sultan sarayına giren anne, sultandan önce müsaade isteyip ardından söze başlamış,

“Ben kızınızı kendime gelin, oğluma da eş olarak istemeye geldim. Benim oğlan prensese aşık olmuş efendim.” Demiş

Padişah kahkahalar atmaya başlamış sonrada:

“Senin oğlun gibi yoksul ve biçare biriyle kızımı evlendirmek benim kızım için aşağılayıcı bir şey olmaz mı? O elinizdeki  ipek paçavrası varya onun içinde neler var. Sırf onu merak ettiğimden sizinle görüşmeyi kabul ettim.” demiş.

Anne hemen kumaşı yere sererek içerisindeki mücevherleri Padişah’a göstermiş.

Gördükleri karşısında şaşıran Padişah kadına: “Hayatımda bu kadar güzel mücevherler görmedim. Etkilenmediğimi söylesem yalan olur ama senin teklifini kabul etmem için bir şartım var.”

Kadın: ” Tabiki şartınız nedir?”

Padişah: “Oğluna kırk altın tepsi içerisinde bu mücevherlerden getirmesini söyle.” demiş.

Kadın: “Siz nasıl uygun görürseniz diyerek huzurundan ayrılmış.”

Hızlıca eve dönen kadın oğluna Padişahın şartlarını anlatmış,

Alaaddin: “Sen merak etme annecim” diyerek hemen lambayı sakladığı yerden çıkartan Alaaddin sihirli lambayı ovmuş.

Lambadan çıkan lamba cinine, sultanın talep etmiş olduğu her şeyi yerine getirmesini istemiş.

Lambadaki Cin anında bütün istekleri yerine getirmiş. Evin önü elinde altın tepsilerle mücevherler taşıyan bir sürü adam ile dolmuş.

O adamlarla birlikte hemen sarayın yolunu tutan anne, sultanın huzuruna çıkarak mücevherleri sunmuş,

Bu sefer Sultan Alaaddinin annesine,

” Evet beni yine etkilemeyi başardınız. Şimdi ise oğlunuzun kızımla beraber kalabileceği muhteşem bir saray yaptırmasını istiyorum.”

Kadın: “İsteğinizi oğluma ileteceğim.” demiş,

Evin yolunu tutan anne, Alaaddin’e sultanın yeni şartını söylemiş,

Aladdin sihirli lambayı sakladığı yerden çıkartarak, ovmuş ve çıkan lambadaki cine dileğini söylemiş.

Bir gecede bakanın bir daha baktığı muhteşem bir saray yaptırmış.

Sarayın penceresinden bakan sultan yeni sarayı görüyormuş, lamba cini Aladdin’in sarayından sultanın sarayına kırmızı bir halı döşemiş.

Alaaddin Cine: “Aferin sana şimdide bana muhteşem giysiler giydir ve hızlı koşan bir at getir.” demiş.

Güzel giysiler giyinmiş bir şekilde atına binerek sultanın sarayına hızla giden Alaaddin, sultanın huzuruna çıkmış.

Sultan: “Sizi görmek benim için bir şeref oldu küçük bey, bizlere kendini kanıtlayarak kızımı almayı hak ettin. Artık o senin karın olacak, evliliğinizi tüm ülkeye ilan ediyorum. Evlilik hazırlıklarını başlatın.” demiş,

Prensese kavuşan Alaaddin 40 gün süren bir düğün ile evlenmiş. Herkes tarafından kısa bir sürede sevilen, mutlu ve neşeli olan Alaaddin kısa bir sürede şöhret sahibi olmuş.

O dillere destan düğünü, karunlar kadar olan zenginliğini kendisini amcası olarak tanıtan büyücü de duymuş.

Büyücü düşünmeye başlamış: “O mağaradan nasıl çıktı ki, bu kadar serveti lambayı kullanarak elde etmiş olmalı. Ona güzel bir ders vermeliyim.” demiş

Aladdin’in sarayına lamba satıcısı kılığında giren büyücü, Aladdin’in sarayda olmadığı bir anda prensese heyecan verici bir teklif sunmuş,

Prenses, Aladdin’e  yeni bir lamba ile  sürpriz yaparsa çok sevineceğini düşünerek, sürekli elinde olan o eski lambayı yenilemek lazım diye düşünmüş o ve sihirli lambayı, büyücüye vererek ondan yeni bir lamba almış.

Lambayı ovarak cini çağırtan büyücü, Lambadaki cine; “Bu sarayı çölün uzak bir noktasına  götürmeni istiyorum. Hiç kimse bu sarayı bulamasın.” demiş,

Koskoca saray birden ortadan kaybolmuştu, pencereden bakan sultan, Aladdin’in sarayının birden ortadan kaybolduğunu görünce Aladdin’i yanına çağırtmış ona:

“Senin şu sihirli işlerin yüzünden kızımda sarayında ortadan kayboldu, kızımı  bana getir.” demiş.

Prensesi bulup geri getireceğine söz veren Aladdin, neredeyse tüm krallığı dolaşmış ancak hiçbir yerde ne sarayı nede prensesin izine rastlamamış.

O an aklına yüzük gelmiş, hemen yüzüğü parmağına takarak: Bana yardım eder misin? Prensesimi görmek istiyorum.” demiş,

Çok geçmeden birden kendini sarayın kapısının önünde bulmuş, ıssız bir çöldeymiş sarayı. Gizlice içeri girip, prensesi odasında ağlarken bulmuş, prenses, olanları bir bir anlatmış.

Prensesi teselli eden Aladdin: “Sarayımızı eski yerine götürmek için lambayı almak lazım onun için bir planım var.”

Alaaddin, prensesin kulağına bir şeyler fısıldayarak ona gizli bir iksir vermiş, bu iksir içeni uyutuyormuş.

Prenses büyücü gelmeden meyve suyu hazırlamış ve onun içerisine de birkaç damla iksir eklemişti. Bu arada Alaaddin de gizlice perdenin arkasına saklanmıştı.

Çok geçmeden büyücü saraya gelmiş, Prenses: “Bugün yapmış olduğum bu lezzetli meyve suyunu içer misiniz?” Diye hitap edince

Büyücü: “Senin gibi güzel bir prensesin elinden zehir dahi olsa içerim. Bu anı o kadar uzun bir süredir hayal ediyordum.”

Büyücü meyve suyunu içtiği gibi “Burası çok karanlık görünmüyor mu?” Demiş

Yavaş yavaş gözleri ağırlaşıp kapanıyormuş ki birden olduğu yerden masanın üzerine yığılmış, gizlendiği yerden çıkan Alaaddin, büyücünün heybesine saklamış olduğu sihirli lambayı çıkarmış.

Lambayı ovunca ortaya çıkan lamba cinine “şu büyücüyü öyle uzak bir yere gönder ki bir daha asla bizim olduğumuz yere gelemesin, sonrada sarayımızı eski yerine götür.”

Lamba Cini: “Hemen efendim diyerek sarayıda eski yerine götürmüş.”

Alaaddin’in bu cesaretini gören sultan büyük bir taç giyme töreni ile tacını Alaaddine vererek onu sultan yapmış.

O günden sonra hep birlikte sonsuza değin mutlu ve mesut yaşamışlar.

Alaaddin’in Sihirli Lambası Özet

Özellikle Binbir Gece Masalları arasında anlatılan en önemli hikayelerden biridir. Masal da Afrika’lı bir büyücü, sihirli olan bir lambanın yerini keşfeder.

Alaaddin’i bulur ve bir kuyunun dibine indirir. Alaaddin lambayı elde edince onu sihirbaza vermek istemez. Buna kızan sihirbaz onu yer altı şehrinde bırakır.

Alaaddin, tesadüfen ovduğu sihirli lambadan çıkan cin sayesinde yer altı şehrinden çıkar ve böylece zengin biri olur. Padişahın kızını görünce ona aşık olur ve evlenmek ister.

Padişah Alaaddin’e birtakım olmayacak tekliflerde bulunarak zorluklar çıkartır. Fakat Alaaddin bu işlerin hepsini yerine getirir ve padişahın kızı ile evlenir.

Alaaddin bir gün evde olmadığı sırada sihirbaz eskici kıyafetinde saraya gelerek lambayı ne işe yaradığını bilmeyen prensesten hile ile alır sonrada prensesi ve sarayı cin yardımıyla uzaklara götürürç

Aladdin yüzük yardımıyla onların yerini bulup, lambayı geri alır ve büyücüyü çok uzaklara gönderirir. O günden sonra ülkenin kralı olarak bir ömür mutlu bir yaşam sürerler.

Sık sorulan sorular.

  • Alaaddin’in Sihirli Lambası prensesin adı: Adı Yasemin’dir( İngilizcede: Princess Jasmine, olarak bilinir Arapça:الاميرة ياسمين Al’amirat Yasimayn olarak bilinir.)
  • Alaaddin’in sihirli lambası yazarı: Orta doğu kökenli bu masalın yazarının kim olduğu tam olarak bilinmiyor ancak Öyküyü 1800’lü yıllarda Fransız çevirmen Antoine Galland Suriyeli bir Masal anlatıcı olan Hanna Diyab’dan öğrenerek Binbir Gece Masalları kategorisine eklemiştir.
  • Alaaddinin Cininin adı nedir: Bilinen bir adı yoktur. Eğlenceli bir kişilik olduğundan herkes ona cin diye hitap eder.
  • Alaaddinin Sihirli Lambası hangi ülkenin masalı: Kökeninin Anadolu Selçuklulara dayandığı belirtildiği gibi Çin kaynaklı olduğu da söylenmektedir.

Alaaddinin Sihirli Lambası Masalı’nı okurken eğlendiğinizi umarız. Bu güzel masalı da ilginizi çekebilir.

Masal Oku Platformunda yer alan başka güzel içeriklerimizi okumaya ne dersiniz?

Masal Uygulamasını Hemen İndir, Aramıza Katıl!
Download on the App Store Get it on Google Play

Benzer İçerikler

Çok Komik Hacivat Karagöz Telefon İşi Diyaloğu
Çok Komik Hacivat Karagöz Telefon İşi Diyaloğu
Küçük Tırtıl Masalı
Küçük Tırtıl Masalı: Huzur veren masallar
Nardaniye-Hanim-Masali
Nardaniye Hanım Masalı
Kırmızı Kedi Hikayesi
Kırmızı Kedi Hikayesi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Masallar Oku | © 2023, Tüm hakları saklıdır.